• 3

    başlık

  • 114

    entry

  • 2

    geçen ay

  • 2

    bu ay

  • 0

    dün

  • 1

    bugün

kaç canım kalmış

4. nesil yazar mesaj takip et



son 20 entry

  • inaritu'num izlemeyi aylardır ertelediğim filmi. en az 21 grams, amores perros kadar etkileyici olmasını beklerken hayal kırıklığına uğradım. Bundan sonrası spoiler. Bir defa filmi izlerken "film" izlediğinizi hissediyorsunuz. Göçmen sorunu, ırkçılık, kaçakçılık hatta kanser ve bipolar hastalığının işlendiği filmde izleyicinin empati kurması istenmiş olsa gerek. Bu konuları gerçekçi bir havayla işlemeye çalışırken adamın tavanda cesetler görmesi ve psişik olması bence filmin amacıyla bağdaşmamış ve eğreti durmuş. Bunun dışında şu sorunların hepsini bir filme sığdırmak bir de filmde de hepsini aynı kişiye sığdırmak bir öeah dedirtti. ayrıca karakterlerin geçmişine ve neden böyle olduklarına dair de çok az bilgi var bu da filmin yüzeysilliğini artırıyor ve "bakın çağımızın aklıma gelen bütün dertlerini aynı filmde gösterdim nasıl etkileyici değil mi hadi ağlayın"ı daha da hissettiriyor. Filmin iz bırakacak tek kısmı uxbal'ın babasıyla karlar içindeki sahnesi olabilir bana göre.

    1
  • flörtleştiğim, hoşlandığım insanlara karşı dışımdan amaan herkesin yeri doldurulabilinir ne var yani derken içimden lütfen sen de beni terk etme diyorum.

    3
  • Bir şeye kendimi adamam gerekiyormuş hissi, çıkıp git lütfen sonra hayatımı mahvediyorsun.

  • Hayatımda bir zaman yer edinmiş, sevip sevmediğim, bana sıkıntı çektiren çektirmeyen herkesi manyakça özlüyorum. Alışmış olduğum her şeyi.

    1
  • 3 yıl önce en yakın arkadaşım "böyle devam edersen yalnız öleceksin." Demişti. Onu haklı çıkaracak olmaktan nefret ediyorum.

    3
  • Bugünün düne göre daha iyi geçtiğini itiraf etmem gerek her ne kadar küçük bir mide bulantısı ve sinir krizi geçirmiş olsam da. O yüzden tek hedefimi de başarıyla? gerçekleştirmiş oluyorum: Günü bitirmek.

  • Kendimi bu dünyada tek başıma hissettiğimde ihtiyacım olan tanıdık bir kişi, tanıdık bir ses, tanıdık bir konuşmaydı. Ve ilişkimizin üzerinden haftalar geçmesine rağmen ilk aklıma gelen kişi sendin. Her ne kadar beni anlamamış olsan da beni biliyordun çünkü. Belki herkesten daha iyi. Ama havadan sudan muhabbet etmeyi geç, sana bir merhaba bile yazmadım. Bu kadar etrafındakilere zararlısın işte. Bu kadar karaktersiz ve iğrenç bir kişiliksin. insana seni zaaf edinmesine bile izin vermiyorsun.

  • yemek yemek, su içmek, tuvalete gitmek gibi şeyler bile zihnimde işkence olarak kodlanmış bir durumdayken fena bir gün değildi bence.

  • Yarın yine sevmediğim, nefret ettiğim, hiç de böyle olmasını istemediğim hayatıma devam etmek zorundayım. Kendimi, istemediği bir yerde çalışan milyonlarca insan var ben de bunlardan sadece bir tanesiyim ve bu mecburiyeti başkasının zoruyla değil kendi istek ve hedeflerim için seçtim diye teselli etmeye çalışıyorum. 100 günüm kaldı sadece 100 gün. Sonra her şey bitecek.

  • Yıllardır afişi yüzünden klasik hollywood romantik komedi sanıp izlemediğim film. Meğer çok ayıp etmişim. -bundan sonrası spoiler içermktedir.- Bir defa filmin başından itibaren diğerleri (ve tabi seyirci) tarafından sayko diye itham edilen çocuk içlerinde belki de ruh hali en stabil ve karakteri en oturmuş olanı. Beni en çok etkileyen iki yeri ise şunlar: ilki subayımızın adamı oğluyla cinsel münasabet yaşadığı için değil, kendisini reddettiği ve gay olduğu ortaya çıktığı için öldürmesi. Ki filmin ilk dakikalarında subayın, oğlunun eşcinseller için söylediği şeye birkaç saniyede ancak tepki verebilmesi ve yüz ifadesinden dolayı daha sonra gay olduğunu öğrendiğimizde çok da şaşırmıyoruz. ikincisi ise filmin en çok akılda kalıcı repliklerinden biri olan "never underestimate the power of denial." Film süresince kendini bulabilmek adına en dürüst davranan karakterimizin kafasına sıkılması tesadüf müdür bilemiyorum.

    1
  • Suratı asık, dengesiz, tembel, huysuz bu böyle devam eder. Püh nasıl insanmışım ben ya.

  • Sözlüğü genelde dertlerimi yazma aracı olarak kullanıyorum. Çünkü açıp bir kağıda, deftere yazarsam yazdığım defter dolabımda, odamda duracak. içimdeki bu sıkıntı dışarı çıkmayacak yine bende kalacak. Ama buraya yazıp dertlerimi özgürleştiriyorum :')

    3
  • her yalnız kalıp kendimi kötü hissettiğim zamanda aklıma son dört yıldır başımdan neler geçtiği geliyor. Açıyorum eski fotoğraflara, eski tivitlerime, instagramıma, arada bir şeyler karaladığım defterime bakıyorum. Geçirdiğim zor dönemler şu an ne kadar uzak ve yabancı geliyorsa bir o kadar da yakın ve korkutucu geliyor çünkü. Major depresyondan ve toksik bir ilişkiden -bağımlılıktan- kurtulabilmemin hakkını kendime hiç veremediğimi fark ediyorum. Bütün başarılarımı küçümsediğimi. Oysa şu güne kadar, 2 Mart 2018e kadar, her şeyi dişimle tırnağımla kazımışım. Kazımadığım zamanlar oldu diye kendime haksızlık yapmayı bırakmam gerekiyor. Ama şimdi belki yıllardır beklediğim, istediğim bir şeyi sonuca kavuşturmak varken 3 ay kadar kısa bir sürede, dakikalar saatler geçmiyor gibi geldiği için kendimi affedebilir miyim? Bunu yapmaya devam edersem karakterimden, olduğum kişiden daha çok nefret etmeyecek miyim?

  • insanların etiketlerini kontrol etmeye çalışmaktan yoruldum. Biri der ki sen çok kibar, zeki birisin sigara içmene çok şaşırdım. Öbürüne biseksüel olduğumu söyleyemem. Diğerine ateistim diyemem. Kendimden bahsedemiyorum bulunduğum ortamda kimseye açıkça. Çünkü bunların her biri bana, benim bir özelliğim olarak değil; benmişim gibi geri dönecek. Önlerinden geçerken birbirlerine aa bak bu kız lezmiş diyecekler. Biri diğerine şu kısa saçlı kız var ya o ateistmiş diyecek.(bu diğeri kadar ilgi çekmez gerçi) ama ben Kendimi hiçbir sıfatla, etiketle tanımlamıyorum. Bu tanımları ben kendime koymadım ki. Sadece bir insanım ve herkesin de öyle görmesini istiyorum.

    2
  • Bütün gün günahım kadar sevmediğim insanlarla muhatap olmak zorundayım. Ve işin kötüsü kendimi yakın hissettiğim hiç kimse de kalmadı bu ortamda. Herkese mesafeli, sahte ve yapmacık davranmaktan az kaldı gerçekte nasıl biri olduğumu unutacağım.

  • Burada yaşıyorsanız diğer büyük şehirlerdekiler tarafından bütün gün kebap, şırdan yiyip şalgam içip güneşe ateş ediyorsunuz sanılmanız kuvvetle muhtemel.

  • üniversite sınavına istediğim bölüm için tekrar hazırlanmak gibi bir delilik yaptım. şu zamana kadar eh idare ediyordum ama iki haftadan fazladır elime kalem almak için tek bir isteğim yok. bir de üstüne eski sevgilimi stalkladım başka birine aşık olmuş herhalde. bu kadar zamandır aşık olmaması daha şaşırtıcı. sosyal medyada da reelde de herkesin birlikte zaman geçirmekten keyif aldıkları arkadaşları, flörttür sevgilidir bir heyecanları, çok güzel hayatları var bir ben böyle mal kaldım gibi hissediyorum.

    1
  • günün hadi'si sanıp yarın güne şöyle şöyle başlıyoruz şunları şunları yapıyoruz hadi! gibi birșey yazması beklentisiyle girdiğim başlık jdjsjdjsfj

    3
  • "yaşamak istiyorum ama bu hayatı değil" sorunuma geçici bir çözüm getirdim: başka hayatlara daha çok misafir olmak. (bkz: kitap okumak) bu sefer de yapmam gereken onca şey dururken deli gibi roman okuyorum. gerçi her halükarda duvarı izlemekten iyidir. :(

    3

bizi takip edin

kırmızı elma sözlük © 2010 - 2015

kırmızı elma sözlük, içeriği dünyanın değişik noktalarında bulunan yazarlarca oluşturulan bağımsız bir platformdur. kırmızı elma sözlük içeriği herhangi bir ön denetimden geçmeksizin yayımlanmakta ve doğruluğu garanti edilememektedir. bu web sitesinde yaratabileceği hukuki sakıncalar başta olmak üzere olumsuz bir durumla karşılaştığınızı düşünüyorsanız lütfen iletişim bölümünden kırmızı elma sözlük ekibi ile irtibata geçiniz. kırmızı elma sözlük dahilindeki her türlü içerik creative commons by-nc-nd koşulları altında lisanslanmıştır. içerik, kaynağı belirtilmek ve üzerinde değişiklik yapmamak koşuluyla ticari olmayan amaçlarla kullanılabilir.
LGBT Pride


webölye web design & web programming
powered by webölye

bir takım şeyler: iletisim / şikayet / reklam - s.s.s. - istatistikler - facebook - twitter - tumblr