• 119

    başlık

  • 2657

    entry

  • 0

    geçen ay

  • 0

    bu ay

  • 0

    dün

  • 0

    bugün

evladiyelik jigolo

1. nesil yazar mesaj takip et



son 20 entry

  • bugün tüm sözlük para toplasak 1 bitcoin alamayız. şaka değil, 1 (yazıyla bir) bitcoin olmuş 30000 türk lirası...

  • bunun bir de profesyonel iletişim tarafı var ki ortaya iyice saçmasapan durumlar çıkıyor.

    müşteri bana abi diyor ben bey diyorum. o abi diyor ben bey diyorum. neden? çünkü biliyorum ben bey kısmını bir kenara atıp abi, kardeş, isimle hitap moduna geçtiğim andan itibaren ödeme günü geldiğinde taahhütlere, veirlen sözlere rağmen önce ölüm sessizliği ardından "yaaw abini/kardeşini idare et bu hafta ayarlayamadık" samimiyetinde bulacam kendimi. ödeme listesi protokol sırasında dikey düşüş yaşayacağız. bu çizgiyi koruduğumuz zaman ona cesaret edemiyorlar. ticari ilişkiler de kendini gelişmiş medeniyet sanan bir 3. dünya ülkesinde olabileceği kadar kurumsal ciddiyetinde ilerleyebiliyor en azından. yoksa onu da mumla ararız artık.

    2
  • stereo gibi gelişmiş çift kanallı versiyonu oluyor heteroseksüel erkeğin sanırım. dolby surround misali böyle dolu dolu...
    yani artık biz sözlükte eski model heteroseksüeller olarak versiyon güncellemesinin altında mı kalıyoruz şimdi?
    85 model hetero erkek olarak sözlükte devamlılık için hetereo modele upgrade mi olayım napayım? insert coin to continue he mi?
    (bkz: başlıkta harf hatası fırsatçısı)

    4
  • ilkokuldayken müdürlük olup okula ailemin çağrıldığı 20 küsür sebepten biri.

    çocuğun birinin külotlu çorap giydiğini farkettiğimde bayağı uğraşmıştım kendisiyle. "bu ne olum kız gibi" diye ileride profeminist erkek olacak bir çocuğa hiç yakışmayan sataşmalarla burnundan getirmiştim zavallı çocuğun. en son yine giymiş misin diye kontrol etmek istediğimde çocuk direnince hayalarına tekme atmıştım. çocuk ağlayarak öğretmene gittikten sonra öğretmen de beni direkt müdüre havale etti tabi. çocuktuk tabi ama yine de aklıma geldikçe üzülüyorum. az çile çektirdiğim yoktur ilkokul arkadaşlarımdan. sırf bunlarla yüz yüze gelmemek için yıllar sonra faceden toplanıp yapılan klasik ilkokul buluşmalarına gitmedim.

    yani her sosyopat çocuğa iflah olmaz muamelesi yapmayın. büyüyünce içinden bambaşka bir insan da çıkabiliyor :)

    1
  • @burnt wings, karambole giderim bence... hem gizem kalsın da millet bir şey sansın daha iyi asdjaksdj
    ama bak orgasmatron tarzı caps verilebilirmiş. gizem perdesini aralamadan takılma imkanı var.

    2
  • asıl eziklik ille de bu gece çılgın geçmeli diyip 5-6 sap taksime çıkmak. sonra hiç bir mekana giremeden elde kutu biralarla istiklali 10 tur tavaf etmek. sonra bir duvar dibine çöküp saçmasapan geyiklerle eğlenelim haydi yaa yılbaşı yaa diyip bi bok yokmuş yılbaşında kankalar evlere dağılalım demek.

    insan yalnız olmak isteyebilir. sosyal çevresi dar olabilir. eskiden renkli olsa bile artık daralmış olabilir. bir şeyler yapıp çılgın atmak istese bile elde seçenekler olmadığından evde takılabilir. bu eziklik değildir. sosyal çevrem şu anda dar veya içimden geldiği yılbaşını yakalayabileceğim imkanlarım yok, bu halde evde oturmak daha mantıklı demek güçlü karakter gösterir. böyle insan isterse bir sonraki yılbaşında en çılgın ortamı da kurabilir. kurmamışsa kendi tercihidir. asıl eziklik gerçeklerden kopup kendini kandırmak olur. bizim çok iyi ortamımız var, bir taksime çıkarsak herkes bize hasta olur. biz bir dışarı çıkalım gerisi gelir. ortamlar bizi mıknatıs gibi içine çeker demektir eziklik. sonra da aabii her yer bitmiş yaaa.

  • @bir küçük, sosyoseksüel hiyerarşiye inanmıyorum ama bir güç var.

    2
  • söylenişi kulağa sanki rakı içme raconu gibi ağır ablaların sevişme raconu gibi gelse de oturulan erkek için de tadından yenmez.

    3
  • @amfibik, sözlüğe zaten bir mali kaynak, ekmek kapısı lazımdı. yönetim olarak iyi düşünmüşsünüz. beni sözlüğün kadrolu jigolosu olarak pazarlama alternatifiniz de vardı tabi. sermaye birikimi çok daha hızlı olurdu. ama sizin bileceğiniz iş tabi...

    1
  • yeni yonjaymış ya bu.

    ne zamandır duyuyordum da hiç ilgilenmemiştim. etrafımdaki arkadaşlar "piyasanın" çok çetin olduğu match alamadıklarını (erkekler tabi ki. kadınların her beğendiği match) söylediklerinden erkek olarak acaba aynı şey bana da olur mu diye daha yeni yükledim meraktan bakalım bizi de beğenmeyecekler mi diye.
    eldeki malzemeyle marketing prosedürlerine uygun bir profil yarattım. aynı haftasonuna 3 ayrı buluşma ortaya çıktı. bir tanesini vakitsizlikten araya sıkıştıramadım. bu bakımdan zamanının yonjasına benzettim. yangından mal kaçırır gibi çok hızlı yürüyor işler. ama online dating'i son derece verimsiz bir flört/partner bulma mecrası görme fikrimi pekiştirmiş oldu.

    onlineda beğendiğinden reelde elektrik alamazsın, ya da fiziksel olarak uygun görsen bile bazı özellikleri irrite eder ısınamazsın. benim için yine her zamanki gibi insanlarla tanışmak için günlük hayat etkileşimi candır. karşında capcanlı insan; görünümü, davranışları, mimikleri, sohbetiyle zaten sana hitap edip etmediği dakika dakika netleşiyor. ama online tanışılan insan için önce tanışmayla vakit harcayacaksın, sonra yazışma, işte bir üst mecra whatsapp falan sonra buluşmaya gelsin derken insanın hayatından bir ton zaman çalınıyor. hele tinder'da tek koşul fiziksel görünüm ve bir avuç bilgiyken bu belirsizlik ve buluşmada yaşanacak hayal kırıklığı riski daha da büyüyor. ben erkek halimle yüz yüze görüşmede soğuyacak pek çok nokta bulabilirken bu coğrafyada kadınlar ne yapsın?

    sözlükten yakın olduklarım diyebilirler tabi online'dan flörtü gereksiz buluyorum diyorsun ama daha bu sözlükte 3 yıllık ilişkin olmuş diye. ama şimdi sözlük gibi bir mecra bambaşka. sözlükte insanlar duygularını, anılarını, heyecanlarını, siyasi görüşlerini, ilgi alanlarını, dünya görüşlerini, hayata bakış açılarını detaylarıyla paylaşıyor. sohbet eder gibi anlatıyor. kafa dengi olup olmadığını tahlil etmek için çok daha elverişli. entrylerden, üsluptan insanın karakter uyumu çok daha net oluyor. sonrasında da kimya uyuştu mugerisi gelebiliyor. tabi yine de arayış içinde olup flört amaçlı kullanmak için (kadın sözlüğünde pek etik olmamanın yanında) sosyal hayata kıyasla sözlükler zaman kaybı. denk gelirse gelir böyle online mecralardan. doğal akışına bırakmak lazım. ama tinder yine yonja ekolünden son derece verimsiz geldi. tabi herkesin kendi alışkanlıkları ve yapısına göre değişir. burada sadece kendi açımdan yorum yapıyorum.

    burada one night stand ya da fuckbuddy türü ilişkilere açık olmadığımdan verimsiz bulduğum gibi bir durumla hiç alakası yok. bir ilişkim yoksa içimden geldiği gibi bu şekilde takılabilirim, hoşuma da gider. ama bünyede erkek kezbanlığı had safhada olduğu için çok şeye takılırım. elimde değil. soğurum, hevesim kaçar, sevişesim bile gelmeyebilir. ya pas geçerim ya da en iyi ihtimalle friendzone'larım bir şekilde ortak nokta varsa.

    yani böyle şeyler pek bana göre değil. sıkıcı, zaman kaybı. beta erkekler takılsın ama her türlü. onlar açısından çok mantıklı.

  • çıkması için rüzgarda uçan talihli biletin suratıma yapışması falan lazım. bilet falan almıyorum çünkü.

    5
  • evrimsel psikolojik temelleri olan bir güdülenme şeklidir. tabi teorik bağlamda, henüz bir olgudur diyemeyiz bildiğim kadarıyla.

    eş veya partner seçiminde seçme inisiyatifi ve sürecin kontrolü alanında eli daha güçlü olan kesim (cinsiyet demek eşcinsel ilişkileri denklem dışı göstereceği için gerçekçi olmuyor) rekabet etmek ve öne çıkmak durumunda olan diğer grubun daha sıkı kriterlere göre tercih edilmesini ortaya çıkarıyor.

    bu da toplumda ön plana çıkmak ve marka değerini artırmak için için rekabet motivasyonunu katlayan bireyler ortaya çıkarıyor. bu durum, başarı motivasyonunun tek başına para, statü ve kaynaklar olmasından çok daha güçlü katalizör bir faktördür. insanların çok büyük çoğunluğu hayatında uzun süreli de olsa kısa süreli ve sık tekrarlı da olsa, karşı cinsinden veya hemcinsinden de olsa partner arayışındadır. bunun için de para-statü-kaynak-itibar kazanımlarının somut artı değer sağlamaları üzerinden anlamlandırılmalarında ve en direkt etkilerinin görülebildiği bir etken olarak eş-partner bulma (sıklığı/etki alanı/kalite derecesi) çok güçlü bir yapıtaşı haline geliyor.

    bana sorarsanız bu mekanizma popülasyonu ileri taşıyan, önemli dönüm noktalarını, sıçrama noktalarını inşa eden, uygarlığı geliştiren bireylerin daha sık ortaya çıkması için çok önemli. ama bunun bir yan etkisi var;

    peki bu doğrultuda etkili sonuç elde etme noktasında en avantajlı bireyler? rekabet, hırs, statü arayışı, rakiplerini saf dışı bırakma yetisi, gözükaralık ve risk almaya yatkınlık gibi güdülenmelere sahip, gerektiğinde çıkarlarıyla çelişirse etik ve vicdanı yüklerle bağlarını koparabilen bireyler vs...

    havuzda böyle bir balık olması ve ağınızın seçici geçirgen özellikleriyle örtüşmesi nedeniyle de bu durum genellikle ilişkide problemler, zarar görme riski ve duygusal yakınlıkta tatmin edicilikten uzak kişilerin hayatınıza girme risklerini ortaya çıkarıyor. bunun dengesini çok iyi kurmak lazım. tabi dünyevi kaygılardan elini ayağını çekmiş insanlar kesinlikle bir mutluluk formülü değil. çevre koşullarına ayak uydurmakta çok fazla yetersiz veya isteksiz kalan bireyler de genellikle başka problemleri işaret edebiliyor. eş-partner seçiminde psikolojik durumu ölçebilmek ve kişilik özelliklerini de bir denge faktörü olarak belirleyebilmek de mutlu/tatmin edici ilişkiler hedefinde seçen taraf olarak sizi avantajlı duruma taşıyacaktır.

    bu arada bu post-modern çağda dış görünüm faktörünün de para-statü gibi faktörlerden pek bir farkı kalmadığını görmemiz gerekir. popüler beklentileri karşılayan vücut ölçüleri, atletik form, saç tipi, özgüven sinyalleri yayan beden dili, giyim ve popüler kültür beğenilerine hitap eden ırksal özellikler (ten rengi, yüz hatları, boy vs.) birini beğenmemizde etken özelliklerdir ve bunların pek çoğu rekabet ve statü güdüleriyle oluşturulabilir veya ön plana çıkarılabilir. sadece fiziksel görünüş olarak dünyada en çekici bulunan erkek ve kadın tiplerinin avrupalı beyaz ırk olmasının sebebi evrimsel olarak avantajlı ve sağlıklı eş seçimiyle mi alakalı gerçekten? ekonomik ve teknolojik atılımlarda fark atarak uygarlık bayrağını elinde tutan batı medeniyeti yerine farklı ırksal özellikler taşıyan bir medeniyet ön plana çıksaydı bu aynı mı kalacaktı?

    bunları bilmek bir şeyi değiştiriyor mu? hayır. benim için bile pek bir etkisi olamıyor beğeni kriterlerimde. o kadar derinden kodlanmışız ki yine de güdülenmemiz bu şekilde işliyor.

    2
  • ah evet kişisel alan...
    belki de benim için bu toplumda öteki olmayı ilk hissettiren ihtiyaçtır.
    sürekli dokunmayı, el kol hareketlerini seven toplumda dokunulmaktan hoşlanmadığım için yakın insan ilişkilerine biraz geç adım attım,
    yanyana, dipdibe oturulan koltuklar ve tam manasıyla bir kişisel alan tecavüzü olarak gördüğüm için otobüsleri hiç sevemedim. beni çok iyi tanıdığını sanan bazı insanlar bile bunun şımarıklık, elitistlikle ilgisi olduğunu düşünebiliyor,
    toplumsal hayatın okyanusuna alabildiğine dışa dönük dalışlarım sonrasında nefes almak için eve, kitaplara, filmlere kapanıp, telefonları bile açmadan kendimi yeniden şarj etmeye oksijenmişçesine ihtiyaç duydum.

    bu durum benim bir parçamdı. beni ben yapan, doğrudan kendimle ilgili olan. ama sonra içinden çıkmak, yer değiştirmek için elimde henüz yeterince güçlü kartlar olmadığını anladığım an bu özelliğimin içinde bulunmak zorunda olduğum ekosisteme adaptasyon açısından büyük bir dezavantaj olduğuna kanaat getirdim. ortamı değiştirmek için elimde olmayan fırsatları yaratabilmek de daha güçlü kartları edinme sürecinde adaptasyonumu güçlendirmeyi şart koşuyordu. o yüzden bunu yenmeyi seçtim. ya da belki diğer bir deyişle kendimle ilgili önemli bir parçayı öldürmeyi, kesip atmayı, bütünü kurtarmak için feda etmeyi.

    kendime ilk en önemli meydan okuyuşlarımdandır. o "challenge" ruhu öyle bir işledi ki içime, rahatsızlığımın üstüne gitmek sapık bir zevk verir oldu ve en sonunda kalabalıklarda huzur bulur oldum. tabi ki bir otobüs değil, dipdibe ter kokulu insanlarla bütünleşerek orgazm olmaktan bahsetmiyorum. daha çok seçici geçirgen bir dönüşüm sonucu istediğim kısımların üzerine gidip bunları keyif haline getirdim. şimdi bunaldığımda nefes almak için kalabalıklara bırakıyorum kendimi. en civcivli zamanda, insan sesleri, insan seliyle ağzına kadar dolmuş bir mekanda ıssız deniz kenarında dalga seslerini dinlermış gibi huzur buluyorum. herhalde beynimde bazı şeyleri ters bağlamışım. otobüs hala sevmiyorum ama. o öyle kalsın. varsın elit desinler.

    saçmasapan kişisel gelişim zırvalarının dediği gibi comfort zone'unuzun dışına çıkın. fırsatlar orada. en tatlı meyveler en tehlikeli yüksek dallarda. personal space diyoruz kişisel alan yeterince güçlü vurgu sağlamadığından ya, comfort zone'a da konfor bölgesi dersek tüm gazı kaçıyor. bunlar önemli şeyler, dikkat edelim.

    1
  • @burnt wings, ampa reklamcıyım zaten asjdhasjdhsjadh
    o kadar muhabbetimiz var, senin biliyor olman lazım bu işlerin içinde olduğumu. ama gerçi en son yoğunlukla tasarım odaklı freelancerlık dönemimi biliyorsundur. neredeyse bir yıl olacak kendi firmamızı kurduk, çiçeği burnunda ajans olduk. ekmek davası olunca insan parçalıyor bu mevzulara :)

  • (bkz: yasak elma)

    gazi ünvanı kazanmış gibi yasak sonrası kırmızı elma'yı da anlatıyor. hem de yenildiğinde cennetten kovuluşa sebep olan elmayı sahipleniyor. yani kovuluşu. anarşiyi. ataerkinin en güçlü mitlerinden olan ve düzenin, teslimiyetin, biatı'ın, riyakarlığa verilen ödülün simgesi "cennet"i hak edecek edepli, namuslu kadın algısına savaş açmış, cennete kabul edilmemekle korkutulmak istenen özgür kadınlar ve eşcinsellerin yasak elmayı sahiplenmesi çok da anlamsız olmaz değil mi? ayrıca sözlüğü az bilenlerin bu ismi gördüğünde kırmızı elma'nın devamı olduğunu algılaması açısından avantajlı.

    8
  • çok ısınamadım şahsen. eski ismin kadın bağlamında metaforik ve mitolojiye gönderme yapan bir anlam derinliği vardı. ya da ben mi öyle algılıyordum bilmiyorum :) bu daha bi düz, dolambaçsız, doğrudan olmuş gibi. gerçi burada hetero erkek olarak bana düşmez, sadece şahsi fikrim.

    tabi şu var; çabuk aksiyon almak gereken dönemde isim düşünmek, insanlar sözlüğe giremezken zaman kaybetmektense hızla karar verilmiş bir isim olarak gayet iyi olmuş.

    6
  • ne zaman uzak kalsam büyük olaylar dönmüş oluyor burada. sözlük kapanmış, isim değişmiş. yuh arkadaş. sıra bize de geldi en sonunda. susanlardan da olmadığımızdan olsa gerek bu kadar da çabuk geldi.

    eskiden bu işler mahkeme kararı sonucu oluyordu. iki sene önce kanunlaşması olay yaratan internet yasaklarımız sağolsun artık direkt tib karar veriyor. yök, rtük yetmezmiş gib bir de tib'imiz var. bizim de üzerimize kabus gibi çöktü.

    5

bizi takip edin

kırmızı elma sözlük © 2010 - 2015

kırmızı elma sözlük, içeriği dünyanın değişik noktalarında bulunan yazarlarca oluşturulan bağımsız bir platformdur. kırmızı elma sözlük içeriği herhangi bir ön denetimden geçmeksizin yayımlanmakta ve doğruluğu garanti edilememektedir. bu web sitesinde yaratabileceği hukuki sakıncalar başta olmak üzere olumsuz bir durumla karşılaştığınızı düşünüyorsanız lütfen iletişim bölümünden kırmızı elma sözlük ekibi ile irtibata geçiniz. kırmızı elma sözlük dahilindeki her türlü içerik creative commons by-nc-nd koşulları altında lisanslanmıştır. içerik, kaynağı belirtilmek ve üzerinde değişiklik yapmamak koşuluyla ticari olmayan amaçlarla kullanılabilir.
LGBT Pride


webölye web design & web programming
powered by webölye

bir takım şeyler: iletisim / şikayet / reklam - s.s.s. - istatistikler - facebook - twitter - tumblr