favorilere eklediği son 20 entry


... tümü ...
  • yokluğu nice efsane dizilerin başlığının bile açılmadığı lümpen sözlüklerin bu kanayan yarasına parmak basmış efsane yapım. oysa ki neler neler var. sik taşak adonis başlıklarında ömür çürüten brazzers gençliği sözlük yazarlarını bilinçlendirmemiz şart;

    how ahmet your mother; ahmet'in oedipus kompleksini işleyen kült yapım.
    game of drones; star wars'un kayıp episode'u tadında dizi. darth vader öldükten sonra taht kavgası için birbirine giren drone'ları konu alıyor.
    the walking dad; zombi ekolünün babası sayılan yapım. zombiliği bir baba figürü olarak işlemiş.
    prison freak; güsul abdestinden muaf olmak için bütün vücudunu iğne ucu kadar boş yer kalmayana kadar komple dövme yaptırıp bir de kendini hapse attıran manyak, no-life freak bir arkadaşın hikayesini anlatıyor.
    behzat che; tatlı su solcularının gazını almak adına amerika'nın bir oyunu olarak yayına koyulmuş dizi. küba purosu yerine bomonti içen, küfreden terbiyesiz başkomiser.

    4
  • tamam şu an yatağıma geçtim, olay yerinden bildiriyorum:D

    şimdiii evet. tercihimize göre vajinamızla bişeyleri kavrayabiliriz, parmak, vibratör vs... ya da içine bişey sokmadan dışardan da yapabiliriz. çok mühim değil.
    çünkü orgazm zihinsel bir meseledir.

    sonra sahneyi düşleriz. ben mesela bugünlerde en çok deliler gibi orgazm olduğum şu sevişmemi düşlüyorum:
    üstteyim, ellerimi göğüslerine dayamışım onun. önce içime alıyorum çat diye. altımda inliyo. kıvranıyo.
    ben de üstünde oturup kalkmaya başlıyorum. semsert içimde.
    sonra özellikle g noktasına baskı yapcak şekilde gidip gelmeye başlıyorum üstünde, daha da çok abanıyorum. o iyice inliyor... ben iyice.

    bu sırada zihnimdeki imgeler sanki gerçekten o sırada g noktama temas ediliyormuş hissi veriyor. sanki gerçekten o sırada semsert içimde. dopdolu.

    varan 1. başladık. boşalıyorum.
    hiç durmadan devam, zincirleme orgazm başlasın!

    şimdi ben alttayım, bacaklarım açık, içime giriyor. semsert. adeta gerçekten hissediyorum. içimde. vajina duvarlarımda. hissediyorum.
    gidip geldikçe taşakları çarpıyo. 2, 3, 4, 5... durmuyor artık orgazmlar...

    sonra bida. bu sefer biraz klitorisimle oynayarak.
    sonra... kaşık pozisyonundayız...
    şimdi kalktım, yastığın üstüne oturdum. altımdaki o aslında. semsert. yastıkla masturbasyon yapıyorum şimdi.

    8,9,10...

    şimdi tekrar yattım. bacaklarımı açtım sonuna kadar. kalçalarım yukarda. bu sefer parmaklar...
    kasılmalarımı parmaklarımda hissediyorum.

    15,16,17, 18....

  • bazen, yaşadığı ülkede değeri, 30 kuruş olmayandır.

    ayağımda yine bir uzun etek.. botlarım.. yollardayım! beyoğlunun bildiğim bütün sokaklarındayım. ve ben beyoğlunun bütün sokaklarını bilirim. iyi sokaklarını , kötü sokak aralarını. avucumun içidir beyoğlu.. her bir köşesinde büyük bir olay saklıdır. tarihimi unuttuğumda beyoğlunu da unutacağım. ama şuanda; iyi bilirim beyoğlunu.


    galatasaray lisesini biraz geçtikten sonra solunuzda pasaj görüntüsüne bürünmüş bir kapı vardır. sanırsınız ki içeri girdiğinizde mağazalar çıkacak karşınıza.. ama bir kere içeri girmeye görün , kafanızın biraz üstünde mavi bir gökyüzü, görkemli bir ağaç ayağınızın dibinde. ve elbette mustafa dayının yeri. sıcacık ve tazecik çayı mustafa dayının. sokaktan geçenlerin simalarını biliriz. yazar çizerdir bir kısmı.. bir kısmını eylemlerden biliriz. bazıları mustafa dayının sürekli müşterileridir , oradan biliriz. ama hep biliriz ve biliniriz. cay ocağının kışları açık olmayacağını bekleyenler yanılırlar yaz kış, soğuk , sıcak dinlemeden oradayız hepimiz. ne zaman oraya gitsem güle selam söyler mustafa dayı. ne zaman oraya gitsem dostlarımın eksikliğini duyumsarım. yalnızlığımın en dibe vurduğu zamanlardır orada geçirdiğim zamanlar.

    oturuyorum bir tabureye ve biraz önce gözlerimin önünde cereyan eden ihanete, puşsluğa nasıl sustuğumu, susabildiğimi anlamaya çalışıyorum, anlayamıyorum ama..
    ---
    avcılar- taksim otobüsünden iniyorum. kulağımda volkman , volkmande ilkay akkaya. yorgunum gidişlerin tümüne!! bir kargaşa var sanırım ileride. bana ne, de geç.. bana ne, de geççç diyemiyorum işte bana ne. nasıl geçer giderim.


    kalabalığa yaklaştığımda daha da seçebiliyorum insanların gözlerindeki şaşkınlığı, korkuyu. ilgilenmez tavırlar sergilemeye çalışıyorlar , beceriksizce. ama hepsinin gözü ; taksimden avcılara , biraz sonra hareket etmesi gereken otobüsün kapısında. otobüsün şoförü, otobüsün içine dalıyor sinirle, içeride iki çocuk., tutuyor kollarından çekiştirerek indirecek. dona kalıyorum. hey ne oluyor burada.. diyemiyorum. ne olduğunu o korku içindeki insanlar kadar iyi biliyorum bende.


    çocuklar inmek istemiyorlar otobüsten. "hava soğuk ama amca" diyor biri.. evet gerçekten soğuk hava. eldivenlerim.. eldivenlerim nerede benim?

    kollarından tutup aşağı indiriyor çocukları. üstleri başları kir içinde küçük erkek çocukları bunlar. korkmayın yahu, bunlar çok küçük daha ne yapabilirler size?
    çocuklar utanç içinde. bu ülkede erkek adam olmak zor be kardeşim. birbirlerine bakıyorlar bir an. biri ağlamak üzere sanki. diğeri kaşlarını daha da çatıyor. otobüsün şoförüne dönüp elindeki biletleri gösteriyor.

    - biletimiz var bizim. diye bir ses geliyor, kaşları çatık olandan.

    - binemezsiniz lan bu otobüse. s.rin gidin.

    evet.. bu ülkenin çocukları onlar. ve bu ülkenin otobüslerini kullanamazlar. çünkü , iyi kızları.. (canım, canım..) ve temiz çocukları (oyy) korkuturlar. yoookk sadece korkutmaz bir de rahatsız ederler. çünkü ter kokusuna dayanamaz bu güzel insanlar. o kadar dayanamazlar ki her gün anneleri onları parfüm bidondan çıkarır.

    - abi bak düzgün konuş. biletim var diyorum sana.

    - bana bak p.ç kurusu defolun buradan.

    nefretle büyütüyoruz çocuklarımızı. bir parça sevgi kırıntısı yok hiç birimizde. sonrada bu nefretle büyüttüğümüz çocuklarımızın gelip bizi gasp etmesinden korkuyoruz. onlarla aynı otobüste gitmek tehlike sinyalleri veriyor bizlere.
    kaşları çatık olan çocuk arkasındaki, ona biraz şaşkın biraz iğrenerek bakan kalabalığa bir göz atıyor. öfkesi daha fazla büyüyor.. ve utancıda.

    - üç yüz bin liralık bile değerimiz yok mu be bu ülkede!!

    beynimden vuruluyorum. nefessiz kalışım ilk değil bilmekteyim. ama bu ölümüm benim.


    hey biriniz bir şey söyleyin yahu. susmayın öyle. bu çocukların üç yüz bin liralık bile değerleri yok mu bu ülkede?

    5
  • az bir zamanını bankamatikte geçirmiş insanlardır. oysaki bazı insanlar çok daha uzun vakit geçirirler bankamatiklerde.

    yıllardan 2000 idi. dört bir yayın organından aynı haber pompalanıyor, millenium yılında kıyamet kopacak deniliyordu. oysaki kıyamet kopmadı. ama çok soğuk bir kış geçirdik, istanbullular olarak biz.
    kimilerimiz sıcak evlerimizde, battaniye altına kıvrılıp, elimizde meyve tabağımız, televizyon izledik çoğu gece.
    kimilerimiz ise, bir parça tinerin kokusuna sığınabildik en fazla... soğuktan korunmak için tek yapabileceğimiz, bir bankamatik sıcağında uyumaktı.
    o vakitler, bankamatiklere ancak kart okutularak açılan kaılardan girilebiliyordu. biz kilitleri bozuyorduk, geceleri bankamatiklerin yerlerinde yatabilmek için.

    sabah olmak bilmiyordu. gözlerimizi sımsıkı kapatıyorduk. ellerimizi bacağımızın arasına sıkıştırıyorduk, elleri bacağın arasına koyup uyumanın çok günah olduğunu bile bile. ama amacımız allah'ın emirleri dışın açıkmak değildi katiyen, başka çaremiz yoktu.
    bizi içeride görenler girmek istemiyorlardı, bankamatiklere. bazıları küfür ediyor, bazıları bizden korkuyordu, sıcak satın alabilecekleri paralarını onlardan çalacağız diye.

    sonra biz ölüyorduk, soğuktan donarak. haberlerde bir kaçımızın ismi geçiyordu, eğer şanslı isek. yoksa, isimsizler arasına ve kimsesizler mezarlığına giriyorduk.

    5
  • bilindiği üzre "yasaklı kelimeler listesi"nde "hayvan, etek, gizli, hikaye, itiraf, nefes, sıcak, yasak, yerli, yetişkin" gibi kelimeler de mevcut, ve bu kelimeleri içeren alan adları tahsis edilmeyecek mevcut olanlar ise kapatılacak. ben de oturdum işim yok boş insanım, ya dedim şu akp'nin offical sitesine bi gireyim bakayım ne var ne yok, sonucu sizlerle de paylaşayım;
    hayvan kelimesi en popüler müstehcen kelimelerden bir tanesi,
    http://i1105.hizliresim.com/2011/5/4/8118.jpg
    etekçok çapkınca :)
    http://i1105.hizliresim.com/2011/5/4/8137.jpg
    gizliuuv beybi güzel bi hareketlenme oldu bende
    http://i1105.hizliresim.com/2011/5/4/8161.jpg
    hikaye ;))
    http://i1105.hizliresim.com/2011/5/4/8173.jpg
    itiraf mucuklu<3
    http://i1105.hizliresim.com/2011/5/4/8210.jpg
    nefes oyhh tam şuraya mmm
    http://i1105.hizliresim.com/2011/5/4/8222.jpg
    sıcak yaaa neler de demişsin öyleeee :utan:
    http://i1105.hizliresim.com/2011/5/4/8242.jpg
    yasak ve çekici :*
    http://i1105.hizliresim.com/2011/5/4/8257.jpg
    yerli en sevdiğim <3
    http://i1105.hizliresim.com/2011/5/4/8278.jpg
    yetişkin pek sevmiyolar sanırım yalnızca 3 tane bulabildim:/
    http://i1105.hizliresim.com/2011/5/4/8293.jpg
    bunlar 8-9 sayfalık arama sonuçlarının yalnızca ilk sayfasında yer alanlar, daha fazla bakamadım sonuçta aile terbiyem var. şimdi de tib.gov.tr'ye gidiyorum sonuçları size bildiririm. öptüm<3

    9
  • yea ampalarım az önce çok inanılmaz birşey geldi başıma, hemen sözlüğün başına koştum bunu ampalarımla paylaşmam, ilgi görmem lazım dedim ama bi geldim baktım yazacaklarımı başkası yazmış!!! neyseki hayatım inanılmaz entrikalı hemen gittim daha inanılmaz bişi yaşadım şimdi onu anlatacam. ama önce bana ilgi gösterin, ne kadar orjinal bi hayat yaşıyorum görün yeaaneee, bu sırada ben elimi yıkayıp geliyorum, bu serüvende neler neler olacak kimbilir, uffss çok heyecanlıyım sular klorlu mu acaba, tüm entrikalarım sizin için!
    (bkz: kızım sana söylüyorum, e bi zahmet sen anla) asdggfsasfd

  • yhaa ßéNché dhé ßu qhadhar qhashMa yhéaaa faLaN çaLışMaqh ç0qh shaçMa ßéNché üff ç0qh qéréqhshiz şéyhLér yhaaNéé

  • ilk evre, kız arkadaşım yok.

    bu evrede deli gibi kız kesilir, internette kız arkadaş aranır. gulumnet'te tavla oynanır.

    ikinci evre, kız arkadaşım yok.

    bu evrede biraz sosyalleşmeye çalışılır, üniversitede kantinde daha uzun vakit geçirilir, kütüphanede kitap ararken etrafa dikkatlice "benim gibi başka aranan var mı" diye bakılır.

    üçüncü evre, galiba kız arkadaşım oluyor.

    bu evrede birinin telefonu not isteme bahanesiyle alınır. ve "benyiyimsnnaslsnnotcektirdimistrmsn" türünde mesajlar atılır. ders çalışma teklifi sunulur.

    dördüncü evre, yol yordam öğrenmeye başlama.

    artık erkeğimiz, üniversiteyi bitirmiş işe girmiştir ve iş çıkışı "bir şeyler içelim mi" diyebilecek özgüvene ulaşmıştır.

    beşinci evre, evliliği inkar.

    dfghfdsfghjfdsdfghjgfdsafhgjfd

    altıncı evre, "çok sıkılıyorum beni anlamıyor"

    bu evrede erkek 40 civarındadır ve bir tür bunalıma girmiştir. etrafındaki her kadını kendi saç ağarması oranında algılamaya başlar.

    yedinci evre, "karım öldü izdivaç programına nasıl gidebilirim"

    bu evrede erkek "evin var mı araban var mı" sorularını yanıtlar.

    sekizinci ve son evre, ölüm.

    uzun uzun anlatmaya gerek yok

    :)

    (bkz: gülücüğe odaklan)

    2
  • hakikaten anlamıyorum sevgili ablalarım ben bu işi. edepsiz kadın sözlüğünde ne işi varmış iran'da yaşananların. arkadaşlar am sik göt meme bunlar güzel seyler de, bi sözlüğün niye var olduğu konusunda düşünelim istersek.
    kadın dilini oluşturmak, erkek egemen algıya karşı bir tavır, bir biz de varız deme çabası değil mi? bir taşı kaldırmak kaldıramazsak da oynatmak, oynatamazsak da oynatmaya çalışmak.
    ama nedir? arkadaşlar rahatsız.
    kardeşim sen nesin? kadın...
    haa neyden rahatsızsın? erkek egemen kültürden... (yoksa rahatsız değil misin?)
    haaa o zaman erkek egemen kültüre, erkek egemen sembollere saldıracaksın. (saldırmayacansan derdin sadece am, sik, göt, meme sahane ıslandım, acaipti dün akşam gibi mevzularla sınırlıysan git mahalle arası teyzeler öyle bir konuşuyor ki aklını alır aranızdaki en arsızının)
    politika yapılmasından rahatsızlarmış bir takım arkadaşlar sözlük bunun yeri değilmiş. eyvallah.
    ablam güzel kardeşim, senin burada yaptığım am göt muhabbeti bile başlıbaşına politikanın bir konusu. senin nefes alıyor olman bile bir politik duruş. ama ben yine sanırım olmadık bir yerde olmadık bir muhabbet içindeyim.

    bir heyecan kalktık geldik şu sözlüğe. ne güzel kızlar, isyan etmiş, bu kadar cüretkarlarsa acaip tartışmalar açabiliriz, hem öğreniriz hem de bildiklerimizi paylaşırız dedik.
    ne gezer. heyhat. inanılmaz bir tutucu alt metinle karşılaştık. amından bahsetmek kolay, amını hapsedenin ve senin bugün amından bahsedebildin diye bir halt ettiğini düşünmeni, kendini kirli, günah objesi, ikinci sınıf görmenin nedenlerini tartışmak zor.

    bu kadar genç kadının bu kadar tutucu olabildiğini görmek benim için bile üzücü oldu açık konuşayım.

    bu memlekette haberiniz var mı? en çok kadınlar kadınların kuyularını kazar, en çok maço, en namusu için adam öldüren adamların ellerine silahları anaları verir , 'git namusunu temizle' diye. mahallesindeki biraz serbest buldukları kadına, orospu damgasını ilk önce kadınlar vurur, kendisinden farklı özgür ve sesi çıkan kadına ilk tahammül edemeyenler yine hemcinsleridir. çünkü zavallı bamba çüklü kocalarının 'o orospulara' gideceğinden korkarlar. çünkü zavallı ergen oğlunun o ahlaksızla ilişki yaşamasından endişe ederler. herseyden kötüsü o orospu damgasını yapıştırdıkları kadınlarda kendilerinde olmayan, asla yaşayamadıkları özgürlüğü görür ve bundan nefret ederler. asıl nefreti körükleyen, 'onda olan bende asla olamayacak' duygusudur.

    türkiye'deki mor çatıların kuruluş aşamasında bire bir bulunmuş,çok sayıda şiddet ve tecavüz mağduru kadınla yüzyüze görüşmüş ve hayli uzun yıllardır kadın araştırmalarını elimden geldiğince yapmış ve meslek yaşamımda olabildiğince cinsel şiddete değinmiş biri olarak ne yazık ki şunu bir kez daha görüyorum ki: kadının kurdu yine kadın.
    kadın kendi zincirlerine o kadar bağlı ve o kadar seviyor ki zincirlerini kurtarmak ne mümkün...

    politika konuşmalayım, dini tartışmayalım, dünyadaki kadın hakları ihlallerine girmeyelim. o zaman gidelim sadece amdan ibaret olduğumuzu düşünen erkeklere başka cümle kurulumlarıyla destek verelim. yok öyle yağma.

    dünyanın her yerinde kadınlar yerleşik dini algıya, politik ve ekonomik sistemlere başkaldırarak, her türlü tabuya saldırarak haklarını elde ettiler. sadece eşit işe eşit ücret istediler diye bu yüzyılın başında medeniyetin beşiği olarak algılanan amerika'da bile polis tarafından üzerlerine ateş açılarak öldürüldüler.

    küçük kıçlarmızı kaldırmayıp, güvenli nickler arasında sadece am muhabbeti yaparsak elimizde sadece amımız kalır. (ki zaten mevcut dünya düzeni sana bunu buyuruyor. ey kadın sen sadece bir amsın haddini bil) bedel ödenmeden hak alınmaz, kafa çalıştırılmadan zincirlerden kurtulunmaz.

    ciddiyim çok sıkıldım çok yoruldum kadınların hakları konusunda savaşmaları gerektiğini kadınlara anlatmaktan. niye anlatıyorum: çünkü ben kadının zevk ve üreme amacından oluşmuş bir cinsel organ olduğunu düşünmüyorum. çünkü ben binlerce yıl öncesindeki gibi kadının üstün bir tür olduğuna inanıyorum. ancak kendi kendimizi kurtarabileceğimize inanıyorum. kendi kıçımı kurtardım çok kısmen, benim cinsel kimliğimi sorgulayacak, erkek arkadaş değiştirmemi ve sevişmemi yargılayacak bir sosyal çevrede değilim, işimi yapıyor, paramı kazanıyorum hayatımı satın alabilecek bir sosyal birikimim ve standardım var. ancak tüm kadınların özgür olmadığı, bir kadının bile kendisi olmaktan bedeninden utanması gerektiği fikriyle yaşadığı, namus cinayetinde kurban gidebileceği, dini, sosyal, ekonomik kısıtlamalar nedeniyle ikinci sınıf kabul edildiği ve kendi durumuna, kendi trajedisine uzaktan bakamadığı için kendini özgür mutlu ve tamam hissettiği bir dünyada hiç bir kadının, tamamlanmış, mutlu, huzurlu ve kendisi olamayacağını hissediyorum.


    tabu am demek olsaydı dünyada yapılmayanı yapmış ve bir sözlük üzerinden kendimizi gerçekleştirmiş olacaktık. ama ne yazık ki durum bu değil. aklınızdaki tüm tabuları alt üst etmeye, kendinizi yeniden sorgulamaya, size yaftalananları üzerinizden tek tek çıkarmaya gerekirse bu süreçte iliklerinize kadar üşümeye, toplumsal bedeller ödemeye hazır olmadığınız sürece kimse sizi kurtaramayacak. başkalarından değil öncelikle kendinizden.

    özetle şudur: kirmizi elma bir heves ve heyecan yaratması itibariyle hayatıma küçücük bir sevinç bir umut ışığı katmış ancak karşılaştığım muhafazakarlık ve zihinsel tembellik nedeniyle hayli umut kırıklığı yaşatmıştır. dilerim ki önümüzdeki günlerde burada ya da benzer platformlarda kadınlar kafalarının içini gardrop derler toplar, ev temizler gibi yeniden düzenlemeye gider, en cesur halleriyle saldırırlar zincirlerine. o güne kadar en azından burada yazacağım zamanı fizik dünyadaki başka meşguliyetlere ayırma niyetindeyim.
    fikirlerime katılan katılmayan herkese sevgilerimle

... tümü ...

bizi takip edin

kırmızı elma sözlük © 2010 - 2015

kırmızı elma sözlük, içeriği dünyanın değişik noktalarında bulunan yazarlarca oluşturulan bağımsız bir platformdur. kırmızı elma sözlük içeriği herhangi bir ön denetimden geçmeksizin yayımlanmakta ve doğruluğu garanti edilememektedir. bu web sitesinde yaratabileceği hukuki sakıncalar başta olmak üzere olumsuz bir durumla karşılaştığınızı düşünüyorsanız lütfen iletişim bölümünden kırmızı elma sözlük ekibi ile irtibata geçiniz. kırmızı elma sözlük dahilindeki her türlü içerik creative commons by-nc-nd koşulları altında lisanslanmıştır. içerik, kaynağı belirtilmek ve üzerinde değişiklik yapmamak koşuluyla ticari olmayan amaçlarla kullanılabilir.
LGBT Pride


webölye web design & web programming
powered by webölye

bir takım şeyler: iletisim / şikayet / reklam - s.s.s. - istatistikler - facebook - twitter - tumblr