favorilere eklediği son 20 entry


... tümü ...
  • Öldürenlerin de, destekleyenlerin de başına aynı şey gelir umarım. Boktan yerde, zar zor yaşıyor insanlar. iki yüzlüler, kimseye zararı olmayan insanlara verdikleri saçma tepkileri hayvanları ve çocukları istismar edenlere, kadınlara işkence edenlere vermiyorlar. Bu zihniyette kim varsa canları yansın aynı şekilde. Kendileri olamadan, baskılarla, pis bakışlarla yaşasın aldıkları nefes zehir olsun.

    1
  • Deniz korkusuymuş.
    insanın derinliklerde üstünlük kuramama, kendine sahip çıkamama düşüncesinden kaynaklı olduğu söyleniyor.

    Sürekli tedirgin ediyor bu durum. Kıyıdan uzaklaştıkta dinin görünmemesi ve ani bir şeyin saldırması düşüncesi deli ediyor beni. Karıncalanıyor her yanım. Okyanusta yüzmek sanırım asla asla asla.

  • Başka bir site için yazdığım yazıyı buraya da iliştiriyorum. Düşürüp kırmadan. Muhakkak bu kitabı okumalısınız. Ufuk açıcı. Türkiye için de bir homofobi sözlüğümüz olur. Ki olmalı da.


    “Mesele eşcinsel arzu değildir, eşcinsellik korkusudur: Kelimenin tek başına neden kaçışları ve nefretleri harekete geçirdiğini açıklamak gerekir. Öyleyse biz de heteroseksüel dünyanın “eşcinsellik” üzerine nasıl söylemde bulunduğunu ve fantezi geliştirdiğini inceleyelim.”

    Guy Hocquenghem, Le Desir Homosexuel (Eşcinsel Arzu
    , 1972.)



    Guy Hocquenghem’in sözüyle başlıyor “Giriş”e Louis-Georges Tin. 1974 yılında Fransız kolonisi Martinik’te doğdu. Yaşamı boyunca homofobi ve ırkçılığa karşı mücadele etti. Fransa’da bu mücadelenin en önemli temsilcisi oldu. Bununla birlikte IDAHO ve CRAN komitesinin kuruculuğunu üstlendi. Çeşitli üniversitelerde heteroseksüellik ile birlikte ırkçılık ve homofobi hakkında birçok dersler verdi. Tin’in en önemli, en vurucu çalışmalarından biri Türkçeye kazandırıldı. Özgün adı Ditionnaire de L’Homophobie olan Homofobi Sözlüğü, Sel Yayınları LGBT kitaplığından çıktı. Editörlüğünü Cihan Özpınar’ın yaptığı eser, Fransızcadan Melis Tezkan ve Okan Urun çevirdi. Eser, ne kadar sözlük olarak adlandırılsa da bir derleme, antoloji çalışması olarak da sınıflandırılabilir. Sözlüğün açılışı “Önsöz”, “Giriş” ve “Güldeste” ile başlar. Sonra yetmiş sekiz yazarın, kelimelerin anlamlarıyla birlikte, tarihsel ve toplumsal olarak ne ifade ettiği üzerine yazılmış makaleler, alfabetik sıralayla sözlüğün veyahut antolojinin sayfaları çevrilir.

    Eşcinsel kimliği ile tanınan 2001-2014 yılları arasında görev alan Paris Belediye Başkanı Bertrand Delanoé’nin “Önsöz”üne değinmemek olmaz. Lgbti+ hareketinin politik sembolü olarak kabul edilen Paris Belediye Başkanı Bertrand Delanoé, anayasanın öneminden bahsederken, her ayrımcılığın bir şiddet olduğunu vurgular. Ancak anayasanın bu çerçevede yeterli, etkili bir güç göstermediği de aşikâr. Buna karşın, derneklerle birlikte başlatılan mücadelelerin kısmen de olsa karşılığı alınabilmekte. Bertrand Delanoé yazısında, olumlu bir farkındalık yaratan girişimlerden bahsetse de, günümüzde sorunlar devam ettiği gibi, çözülebilmiş değil. Özellikle anayasa düzenlemelerinde, ayrımcılık şiddetini önleyen yetkin bir kanun yürürlüğe girmiyor. Yine de siyasi gündeminde görünürlüğünü kazandırması açısından bir değer teşkil eder Delanoé. Böylelikle Lgbti+’nin varlığı siyasi gündemde daha da güçlenecektir.

    ilk olarak ‘homofobi’ sözcüğü 1969’da kullanılır. Uluslararası bir kavrama dönüşmesine rağmen Türk Dil Kurumu’nun sözlüğünde ve diğer sözlüklerde “homofobi” kelimesi yer almaz. Ancak kitabın giriş kısmında yazar, geniş bir etimoloji bilgisi verir. Tarihsel bir sıralamaya göre uğradığı anlamsal değişimlerinden bahsederek kronolojik bilgi sunar. Ve sözlüklerde yer edinememiş “homofobi” kelimesinin, bir derleme olarak Türkçeye çevrilmesi, büyük bir boşluğu doldurur. Hem sosyal anlamda, hem akademi anlamında önemli bir kaynak olma görevini üstleniyor. Bununla beraber, günümüzün homoseksüelliğe karşı bakış açısını değiştirecek, bir birikim var elimizin altında. Eski yıllara oranla, görünürlüğü artmış olsa da, zihniyet olarak henüz bir hareketlenme yok. Louis-Georges Tin’in de dediği gibi tamamen zamanlama meselesidir. Kitabın “Giriş” kısmında Tin, genel hatlarıyla homofobiyi anlatır. Ardından homofobik sözlerden oluşan küçük bir “Güldeste” sunar.

    “Söz konusu olan, hepsini aynı potada eritip tüm bu insanların bir tür bayağı ve karanlık yüz karasında eşdeğer olduklarını ileri sürmekten çok, homofobik söylemlerin çağları ve ayrışmaları aşan aşırı sayıda çeşitli bağlamlar içinde bulunduğu ve sözlük yazarlarının makalelerde analiz etmeye çalıştığı farklı anlamları olduğunu göstermektedir,” diyen Tin, homofobinin artık sessizliğe gömülemeyeceğini, yaptığı çalışma ile dile getirir. Benzer bir çalışmanın Türkiye için de yapılabileceğini gösterir. Hatta yapılmalı. Homofobinin, Türkiye’deki açılımı için tarihi ve toplumsal olarak bir kaynak oluşturulabilir pekâlâ. Şaşırtıcı bir çalışma olacaktır. Homofobi şiddetinin azaldığı düşünülse de, günümüz içinde var olabilmenin güçlüğü devam etmekte. Homofobi Sözlüğü, bunun en büyük kanıtı gibidir. Sadece iyimser değişimleri değil, nefret ve şiddet ile yaşanılanlar da kayıta alınmış. Bu bakımdan, merdivenin hangi basamağında neler yaşandığı konusunda fikir vermektedir Homofobi Sözlüğü. Ne kadar 21. yüzyılda imkânlar iyileşmiş olsa da homoseksüel olduğu için hapis ve idam cezası veren ülkeler halen vardır. Homoseksüelliğin hukuk içinde yer almadığı birçok ülkede şiddet devam etmekte. Görünürlüğün artması, bir iyileşme olarak görülmemeli. Bununla ilgili Tin’in şöyle bir yaklaşımı vardır. “Esasen, bunalımlı kötümserlik ve huzurlu iyimserlik, tamamen hayalî varsayımlara dayanan iki tutum olmaları bakımından düşünce ve eylem için iki simetrik engeldir: Homofobi her zaman var oldu ve her zaman var olacak, o toplumların bir değişmezi durumunda; ya da tam tersi şekilde: Homofobi geçmişe ya da arkaik toplumlara aittir, ancak dünyada ört ve âdetlerin evrimi ve insan haklarının sürekli ilerlemesi ile ortadan kalkma eğilimindedir. Esasen homofobi ne yenilmesi imkânsız tarih aşırı bir yazgı, ne zamanla kendiliğinden yok olacak bir tarih tortusudur. Birçok yankısı olan, ortak tepki verilmesi ve önceden üstünde düşünülmesi gereken insani, ciddi ve karışık bir sorundur.”

    Meşru kılınan heteroseksist sistemin, mümkün olabilecek tek cinsel yönelimin heteroseksüellik olduğunu dikte eden yapının temelinde toplumsal öğretilerinin var olduğu bilinen bir gerçek olsa da, sistemi sarsacağını düşünen eşcinsellerin varlığı hâlâ korkutabilmekte. Korkunun ortaya çıkardığı homofobi ise bakış açıyı körleştirmekte. Bu noktada Homofobi Sözlüğü, sadece eşcinselliğin kavranamamış birçok boşluğa değinmiyor, heteroseksizmin şartlandırdığı, bir savunma mekanizmasına dönüşmesinin sebeplerini de açıklıyor. Her iki konuyu ele alması, karşılaştırma tekniği ile temelinin irdelenmesi daha sağlam görüşler kazandırmakta Homofobi Sözlüğü.

    Devlet homofobinin yanında daha çok toplumsal homofobi üzerinde duran Louis-Georges Tin, kalıplaşmış bir düzenin sonucu olarak nitelendirir. Düzenin iskeletini oluşturan en büyük etken, toplum ve devlet tarafından onaylanma isteğidir. Mükemmel bir “normal” olma ihtiyacını doğurmakta beraberinde. Normalliğin “normal” olmadığını vurgulayan Homofobi Sözlüğü, eleştirel bir bilgi birikimidir. Homofobi için verilen mücadelenin de bir temsilidir. Yaşanılan şiddete karşı bilinçlendirme harekâtı olarak da görülebilir.

    Kolektif bir çalışma sonucunda yetmiş sekiz yazarın makalelerinden oluştuğu Homofobi Sözlüğü, ahlaki, hukuki, tarihi, toplumsal ve sayılabilecek birçok alan içinde homofobinin irdelenmesi, gerçeğin görünmeyen yönlerine ışık tutarak bir kılavuz niteliğini taşımaktadır.

    1
  • parolayı üç kez yanlış söyleyince kilitleniyor mu?

    1
  • Şu ibne milleti ne dedikoducu ya benim parolayı duymayan kalmamış. Bugün değiştirdim parolamı.

  • benimki asla kupa kırmaz, bazen kalbimi kırar bakışlarıyla.çaycımız kupamı kırdı

  • BBC Three muhabiri Stacey Dooley’in 2016 yılında başladığı ve dünyanın farklı ülkelerindeki seks sosyolojisini araştırdığı belgeselinin Türkiye bölümü yayımlandı. istanbul, Ankara ve Gaziantep’te çekimleri yapılan belgesel, IŞiD militanları tarafından tecavüze uğrayan ve köleleştiren kadınlardan, istanbul’daki genelevlere, Ülker Sokak’taki travesti ve transeksüellerin yaşadıklarından, LGBTi+ hareketinin maruz kaldığı baskılara ve Türkiyeli erkeklerin seksi nasıl algıladıklarına kadar pek çok önemli meseleyi röportajlar aracılığıyla aktarırken, arka planda da Türkiye’nin toplumsal dönüşümünü apaçık gösteriyor.

    belgesel üç ayrı bölümden oluşuyor. Üç bölümünü de ekledim.


    1. bölüm
    garip yerlerde seks - türkiye

    2. bölüm
    garip yerlerde seks - brezilya

    3. bölüm
    garip yerlerde seks - rusya

    4
  • Valla yadırgamıyor ya da ayıplamıyorum zaten. Elimizde olsa hepimiz aynısını yapar defolup gideriz buradan. Yalansa yalan desinler.

    1
  • çok yerinde bir karar.
    yatırımcılar bir ülkede çok şey beklerler
    bağımsız yargı beklerler
    vergide adalet beklerler
    merkezi otorite ve düzen beklerler
    bağımsız ekonomik kuruluşlar beklerler
    bir ton şey beklerler ama bunların hiçbiri olmazsa olmazları değildir.

    olmazsa olmazları tek bir şey vardır o da özel mülkiyetin devlet güvencesi altında olmasıdır.
    türkiye zaten hiçbir zaman çok parlak bir ülke değildi ama en azından yabancılar ve yerli yatırımcı özel mülkiyetlerinin keyfi bir şekilde kamulaştırılmayacağının rahatlığı ile yapıyorlardı yatırımlarını. bu kırmızı çizgiydi ve akp türkiyesinde bu kırmızı çizgi sonunda aşıldı.

    kaçan kaçtı. biz kaçamasak çok uzak değil yakın bir zamanda akdenizin orta yerinde batıp batmayacağını kara kara düşündüğümüz botların içinde bulabiliriz kendimizi.. darısı bize.

    1
  • netflix'e düşen filmler genelde aynı gün film izleme sitelerine de düşüyor, o yüzden üye olma ihtiyacını hiç hissetmedim. :) netflix aynı zamanda sinemaya olan bakış açısı üzerine de sorgulamalar ve tartışmalar tetiklemiş bir platform. cannes film festivali, netflix filmleri sinemalarda vizyona girmediği için yarışmaya uygun görmemişti mesela. netflix de "siz bizi dışlamıyorsunuz, biz sizin festivalinizde yarışmıyoruz." gibisinden bir cevap vermişti. sinemalarda vizyona girmemiş ve direk bir "streaming service" tarafından seyirciye sunulmuş filmlerin gerçek anlamda "sinema filmi" olarak görülüp görülemeyeceği üzerine önyargılar mevcut. ama son dönemde birçok ünlü yönetmenin netflix için film yapmaya başlaması bu önyargıları kıracak gibi. özellikle bu yıl alfonso cuaron'un son derece beğenilen ve muhtemelen en iyi yabancı film oscar'ını da alacak olan "roma" filminin bir netflix filmi olması bu konuda önemli bir dönüm noktası. ayrıca netflix, internet meme'lerine konu olan ünlü "netflix and chill" terimine de ilham vermiş; film izlemek amacıyla evde buluşan ve kendilerini bir anda seks yaparken bulan çiftler için kullanılıyor, bizdeki "bize gelsene, film falan izleriz." klişesi gibi. :)

  • Uzun otobüs yolculuklarında önümde oturan yolcunun yakışıklı olması durumunda yüzüme imalı erotik bir ifade takınarak sorduğum soru.
    Ama bişeyleri yanlış yapıyorum. Acaba yüz ifadem yeterince davetkar olmuyor mu? Keşke yüz ifademi ben de görebilseydim!

    1
  • @ciwan, ampa selam orgazmla sonuçlanmasa bile zevk alabilirsin ama bunu aklımızda tutalım.

    Şimdi, sonuçta belli bir seks tabusunun içinde büyüdük. Bunu aşarak zevk almak + zevk aldığının farkına varmak çok kolay bi şey değil. Bi de zamanla değişiyor, öğreniyosun ya da yeni bi şey keşfediyosun. ilk ve tek partnerle bu sonuca ulaşmak mümkün mü bilmiyorum, karşılıklı emek harcandıktan sonra ben olabileceğini düşünüyorum.

    Bi de tabi beraber olduğunuz insanlar da çok önemli, bu pipiler genel olarak bütün seksin pipi odaklı olcağını düşündükleri için aslında biz bu sıkıntıyı yaşıyoruz. Ya şey diyen pipili duydu bu kulaklar "sakın beni durdurma" oooldu canım başka ne istiyosun. Aynı insan ya bi şey hissetmiyorum diye beni üstten almaya çalışıyodu.

    Neyse sonuç olarak, illa karşılıklı seks gibi de düşünmemek lazım. Vibrator mesela çok güzel bi şey ve yeni şeyler denemek çok eğlenceli.

  • her gün karşılaştığı insanları düşündükçe suçlu hissediyorum. ama anlatsam da bir tanecik oğullarına konduramazlardı. daha önce küçük çocuklara, hayvanlara zarar verdiğini söylediğimde inanmadılar. kendi gözleriyle gördüklerinde niyeti zarar vermek değildi dediler. canı sıkılınca eğlence olsun diye hayvan öldürdü, daha çok küçük, aklı ermiyor dediler. yine mutlaka bir bahane bulur, hatta beni suçlarlardı.

  • bu entry sakıncalı olabilir.
    yine de görmek istiyorsanız giriş yapın ya da kayıt olun.

    2
  • bir netflix dizisi. içinde bol bol seks geçen, gay, biseksüel, hetero, threesome barındıran bir dizi. dizideki karakterler sözde 16 yaşındalar fakat ottan, aids'e, cinayete kadar karışmışlar. 1. sezon 8 bölümden oluşuyor. 2. sezon onayı almış fakat daha çekimler başlamamış. son olarak da bu ispanyol oğlanlar allah'ın sevdiği kulları herhalde. hepsi taş gibi kaya gibi. bir bölümünü bile erekte olmadan bitirdiğimi hatırlamıyorum. neyse gideyim de biraz daha bakayım şu heriflere.

... tümü ...

bizi takip edin

kırmızı elma sözlük © 2010 - 2015

kırmızı elma sözlük, içeriği dünyanın değişik noktalarında bulunan yazarlarca oluşturulan bağımsız bir platformdur. kırmızı elma sözlük içeriği herhangi bir ön denetimden geçmeksizin yayımlanmakta ve doğruluğu garanti edilememektedir. bu web sitesinde yaratabileceği hukuki sakıncalar başta olmak üzere olumsuz bir durumla karşılaştığınızı düşünüyorsanız lütfen iletişim bölümünden kırmızı elma sözlük ekibi ile irtibata geçiniz. kırmızı elma sözlük dahilindeki her türlü içerik creative commons by-nc-nd koşulları altında lisanslanmıştır. içerik, kaynağı belirtilmek ve üzerinde değişiklik yapmamak koşuluyla ticari olmayan amaçlarla kullanılabilir.
LGBT Pride


webölye web design & web programming
powered by webölye

bir takım şeyler: iletisim / şikayet / reklam - s.s.s. - istatistikler - facebook - twitter - tumblr