• 13

    başlık

  • 472

    entry

  • 69

    geçen ay

  • 70

    bu ay

  • 4

    dün

  • 1

    bugün

begimay

5. nesil yazar mesaj takip et

siz gökyüzü olarak öylece durun, ben bir bulut gibi gelip geçeyim.



son 20 entry

  • diyete başladım. sutyensizliğin sekizinci günümdeyim.

    2
  • bizim evimizin babası daima "annem" olmuştur. -abilerim için geçerli mi bilemem ama benim için öyle- pekala evin annesi olan "babalarımız" da var. hatırlama yaşım iki buçuk. ondan önceki yaşamı annemden dinledim hep. iki buçuk yaşımdan bu yaşıma kadar babamı görmem bir iki elin parmağını geçmez. seneden seneye bir kez. babamla yaşadığım sadece iki anım var. birincisi -annemin anlattığına göre- gitme esnasında bacağına sarılıp ağlamışım. o gün bugündür sol bacağına sarılıyımdır. ikinci anım ise saatlerde yediğin ağır dayak. şiddet travmasının etkileri hala geçmedi. ama bu durum ondan nefret etmeme sebep olmuyor. çünkü ona karşı hep nötr olmuşumdur. sıfır duygu. sadece bir insan. kaldırımda yürüyen bir adam. evin kapısından girdiğinde babalık statüsünü almış olsa da fark etmez. çünkü benim tek babam daima "annem" oldu. kısaca babalı-babasız çocukluğu aforoz eden bir anneden geldim.

  • sizi özledim.

    yankılanan seslere karışarak ulaşırdım. göğsünüze yaslanır, yaşanacak ne varsa hepsini biriktirerek gelirdim elinizi tutmaya. acımazdım. gülüşümüz yoldu. yanağını kızartan tılsımdım. kırmızı ışıkta öpüşmüşlüğümüz.

    sizi özledim.

    trenin acı düdüğüne yakalanmış gibi tedirgindim hep yanınızda. her şeyin sızladığı yeryüzünde içimin yalnızlığıyla çömeliyordum başucunuza dizlerin.

    sizi özledim.

    çıkmayan seslerimin hüzünlü zamanlara sığınarak ağzıma fısıldadığım koyu bir özlemle yaslandım omzunuza. sabahım, öğlenim, akşamım. dünya halim.

    sizi özledim.

    en sevmediğim yemekleri yüzümü ekşitmeden yemeği öğrettiğinizde ekmeğim oldun. dereotlu akşamların tazelenmiş kokusunu ezberlettin. limonun rengine büründüm. hiç dinmeyen, geçmeyecek olan kokunun kalbine sindim.

    sizi özledim.

    yirmi yıllık bir zaman boşluğunu aramıza yerleştiren tanrının olmadık zamanlarda karşımıza çıkması gibiydi bütün tesadüfler. çıldırılmaya terk edilen seslerin fark edilmesi gibiydi. biten bir sabahtım, biten bir söz, biten bir şarkıydım dudaklarınızdan damlayan. oradaydım hep. yirmi yıllık zamanı iç içe katlayarak bitirerek gelmiştim yüreğinize. oradaydım. fakat.

    sizi özledim.

    2
  • üniversiteden mezun olunca butik bir yayınevinde çalışmaya başlamıştım. inanılmaz mutluydum. editörlük yapıyor, dosyaları eliyor, yazılar yazıyor, atölyeler düzenleyip seminerler hazırlıyordum. ilk üç ay gül gülistanlıktı. yayınevi beni bırakana kadar ben bu işi bırakmam derken, derken, derken paramı alamamaya, kiramı ödememeye, faturalarımı geciktirmeye başladım. beş ay dişimi sıktım. ailemi karşıma alarak istanbul'a yerleşmiş, tek başıma ev tutmuş bir de çalışmaya başlamışken bu durumu aileme sızdırmamalıydım. evime ekmek girmedi. çoğu iş çıkışları arkadaşlarımın evine giderek yedim. evime zeytin, peynir girmedi. evime sebze, meyve girmedi. evime yeni kıyafetler, yeni kitaplar yeni tiyatrolar, yeni sinemalar, yeni kültürel etkinlikler girmedi. her akşamı yapayalnız buz gibi odada yorgana sarınarak geçirdim beş ayımı. hiç unutmayacağım ki sözlükten bir ampam faturalarımı ödedi. o gün eve nasıl vardığımı hatırlayamadım. ev sahibinin sıkıştırmalarına dayanamayarak istifamı verdim ve o ay içinde bir markette iş buldum. düzenli bir maaş. inanılmaz mutlu oldum. ilk iki ay gecikmiş kiraları ödedim yine aç susuz sabrettim. o kadar mutluydum ki tamam diyordum artık işlerimi yoluna koydum. koydum, koydum ama olmaz olaydı. dokuz ay dayandım. günde dört saat süren yolculuk sabah 8'de başlayıp akşam11'e kadar çalışıyor ve gece 1 gibi evde oluyordum. oluyordum, oluyordum ama evime neler neler girdi de ne yemeye, ne okumaya, ne yazmaya, ne çizmeye, ne izlemeye vaktim oldu. rutinleşmiş bir robottum. darbe oldu ve marketin de fetöya ait olmasıyla iç işler karışınca fırsat bilip istifamı verdim. yeni bir iş bulamadım. iş hayatı denilince geçirdiğim bu süreç geliyor aklıma. üzücü olmakla beraber ayrı bir deneyim olmuştu. o gün bugündür memleketimde anne kucağındayım. mutlu muyum peki? eh

    6
  • @peynirekmek, o halde bu dizeler sana gelsin, iyi ki rastlamışız <3

    Sen orda dalından koparılmış bir zerdali gibi dur,
    Ben burda zerdalisiz bir dal gibi durayım.

    A.Kadir

    1
  • Kendine ait bir oda/virgina woolf

    edebiyat dünyasında erkek egemen dili ve kurgusal yapıyı ilk fark eden virgina woolf'un önemi burada başlıyor. her ne kadar otobiyografik ögeler ağır basmış olsa da roman olarak anılıyor. bana kalırsa bir eleştiri kitabı. eril zihniyetin yanında eril edebiyatı da eleştirdiği için feminist kitaplığında da yer alması gereken ilk kitaplardan bir tanesi. doksan yıl kadar önce yazıldığını düşünürsek hala gerçekliğin süregeldiği anlaşılıyor. bu kitapta kadının sosyal ve maddi yapısına odaklanarak üretimin kadın ve erkek rolleri üzerinde aitlik felsefik düşünceleriyle izah etmiş. roman kahramanı şöyle der, "neden bir cinsiyetin güvenlik ve refahını, diğerinin yoksulluğunu ve güvensizliğini ister toplum? erkeğin kudretli olması için kadının ezilmesi şart mıdır?" doksan yıl önce yazılmış bu eserin dönem şartlarını düşündüğümüzde yazarın fazla fazla cesur bir atılım yaptığı aşikar

    2
  • @misguided, tamamen lensin etkisi :) tele objektifim olsaydı belki dev bir dolunayı kucaklardım :)

    @peynirekmek, mahcup oldum ampacım teşekkür ediyorum <3

    1
  • hastane koridorları benim için düşünce merkezi oldu. en uğultulu, en kalabalık 10 kişilik banklarda sıkıntılı bir bozkır tenhalığına dönüşüyorsunuz. sağırlaşan bu tenhalıkta annem geliyor gözlerimin önüne. şeffaf bir dünya seriliyor ayaklarımın ucuna. plastik hortumun gittikçe kızıla dönüştüğü yerde bir deniz daha ekliyorum. ne zaman deniz desem sennur sezer'in dizeleri yakıyor ağzımı. "anne içimde bir deniz var/üzülünce gözlerime vuruyor"

    annem gelince gözlerimin önüne, gıcır yazgılar düşlüyorum. asla ve asla benzeşmeyen bir yazgı onunki. saf bir kadıncağızın her şeyin yeterince hüzün verdiğinin farkında değildi. yaşamın hiç bitmeyecekmiş gibi etrafına sırıtırken ben bu 10 kişilik banklarda inleyenlerin yanıbaşında kısacık hayatımı uzatmaya çalışıyorum. neden? niçin? hiççe...

    annem gelince gözlerimin önüne, güçlü ve muhteşem düşlerimin dünya sınırlarına nasıl tosladığını, uzay boşluğuna yayılmamış bir sevecenliğin içime işlemediğini görüyorum. sevgiyi de tenin içinde eşelediğimizde etrafa saçılanların arasından bana ne düşüyordu? umutsuz değilim elbet, sindirilemez hüznün gayri meşru sevgileriyle var olmayı da bilmeliyim. Düşlerin açgözlülüğü içinde içimde olan ya da olamayan mutluluğu düşürüp kırmadan taşımalıyım. penceresiz, havasız, sımsıcak, ilaç ve ter kokularıyla tütsülenmiş koridorda sızıp kaldığımda her şeyi unutuyorum. yola çıkmadığım akşamların parçalanmış zamanına dönüşen gecelerde uğultuyla yüceliyorum. bu gece de otomobilin penceresi açık. içerisi ayaz. içerisi bembeyaz.

    3
  • tatlıdan çok otomobil anahtarına takıldı gözüm. :) @high hopes,

    2
  • Ben de gelmek isterdim ama yeğenimin başındayım yarın ya da diğer gün neden olmasın

  • @peynirekmek, ampam buyur gel gelirken de bir peynir bir ekmek bi de zeytin muhabbetimiz canlanır <3

    1
  • @peynirkmek, pazartesi günü bir başka doktor kapısı çalacağım. dediğin gibi her bir doktorun da aklı uymuyor :)

  • ameliyat riskli bir durum. geçen haftalarda gittiğim doktor da bana ameliyat olacaksın kafatasının içine yerleştireceğiz işitme cihazını o zaman iyi duyacaksın demişti de tabanlarımı yağlayıp fırlamıştım odasından. hiçbir şey gözetlemeden, birtakım işlemlerden geçmeyince direk ameliyat demeleri biraz da kolayına kaçıyorlarmış gibi geliyor. geçmiş olsun ampa @peynirekmek,

    3

bizi takip edin

kırmızı elma sözlük © 2010 - 2015

kırmızı elma sözlük, içeriği dünyanın değişik noktalarında bulunan yazarlarca oluşturulan bağımsız bir platformdur. kırmızı elma sözlük içeriği herhangi bir ön denetimden geçmeksizin yayımlanmakta ve doğruluğu garanti edilememektedir. bu web sitesinde yaratabileceği hukuki sakıncalar başta olmak üzere olumsuz bir durumla karşılaştığınızı düşünüyorsanız lütfen iletişim bölümünden kırmızı elma sözlük ekibi ile irtibata geçiniz. kırmızı elma sözlük dahilindeki her türlü içerik creative commons by-nc-nd koşulları altında lisanslanmıştır. içerik, kaynağı belirtilmek ve üzerinde değişiklik yapmamak koşuluyla ticari olmayan amaçlarla kullanılabilir.
LGBT Pride


webölye web design & web programming
powered by webölye

bir takım şeyler: iletisim / şikayet / reklam - s.s.s. - istatistikler - facebook - twitter - tumblr