düşün ki o bunu okuyor

  • sevgili dede,
    bu gün itibarıyla sen bir ölüsün ve ben pek bir şey hissetmiyorum sanki. bir sana kızıyorum, neden torunları için çıldıran, tatlişko, sevimli, spesifik anılar biriktirilebilecek bir dede olamadın diye; bir kendime kızıyorum, bir dede kaybedince içi gerçekten de dağlanan bir torun olamadım diye.

    sevgili dede,
    sen öldün ve birkaç saat sonra sofralar kuruldu. kıtlıktan çıkılmışçasına yenildi içildi. kızmadım onlara. kızmadım ama komik geldi. 'acıkan eden olur. insanlar açlıktan ölsünler mi?' denildi, mevzuya ilişkin fikirlerimi ortaya koyunca. elbette yiyip içsinler dede. kimseler ölmesin açlıktan. ama bir ölü evinde uzun uzadıya sofralar kurarak yemek yemek de ne oluyor? acıkan niye mutfağa girip, işini sessiz sedasız halledemiyor?

    sevgili dede,
    beni saymazsak herkesler çok ağladı. mesela teyzem, mehtap yengeler gelince bir ağladı, bir ağladı ki sorma. sonra annem, bir kere içinden koparak ağlamışsa, üç kere de ağlamak için ideal bir an diye ağladı. fakat ecem... ecem mahvoldu dede. ayakkabılarını kapının önünde görünce attığı çığlığı duysan, için parçalanırdı. alacağın olsun dede, üzdün benim kardeşimi. öyle de kötücül, hissiz ve dayanıklı durur ki. koy ikimizi yan yana, de ki 'bunlardan birisi çok duygusuz.' benim minicik burnuma kanıp, hemencecik Ecem'i gösteriverirler. oysa ben ayakkabılarının yanında tam 25 dakika oturdum ve, oturdum ve hiçbir şey hissedemedim ben dede. sen de Ecem'i çok severdin değil mi? neredeyse hepsi, beni gizli gizli ilk çocuğum diye, çok zavallıyım diye (obezite, lezbiyenlik, işsiz güçsüzlük, delilik) bir tık daha fazla severken, sen Ecem'i severdin. insan sevgi denen şeyi hissediyor işte dede. belki tanımlayamıyor, belki adını koyamıyor ama gerçekten de hissediyor.

    sevgili dede,
    bir fotoğrafımız var seninle. ben bebeğim ve sen yine dedesin. onu facete profil fotoğrafı yaptım. yaparken, 'ne yapmacık davranış tanrım.' diye geçirdim içimden. ama yapmacık değildi dede. birbirimiz için önemli olduğumuz bir anmış belli ki. 'nereden belli?' diye soracak olursan, bilmiyorum ama çok belli.

    sevgili dede,
    birkaç saat evvel annemle birlikte eve dönerken, metrobüs durağında iki siklinin sözlü tacizine uğradık. annem çok korktu.

    sevgili dede,
    kardeşini aramışlar, gelecekmiş. yeğenlerini de aradılar ama ulaşamadılar.

    sevgili dede,
    iyi ki yılbaşı gecesi anneannemle birlikte gitmedin. gitmedin de bize böyle güzel, seni özel kılabilecek bir anı bıraktın. 'bir gördüm sevdim, 60 sene geçti hala seviyorum.' dedin ya hani anneannem için, 'bu gün bile yüzüne bakmaya kıyamıyorum.' ecem de bana demişti ki ardından, 'abla dedem bir gün ölürse (sanki bir gün ölmemen gibi bir ihtimal varmış gibi :)) hep bu geceyi hatırlarız değil mi?' 'evet.' demiştim, 'hep bu gece söylediklerini hatırlarız.' gerçekten de öyle oldu. şimdi, 'dede' denildiğinde aklıma, bir o gece söylediklerin geliyor, bir de hiç CHP'den başkasına nasip kısmet olmamış oyların.

    sevgili dede,
    bu gece anneanneme 'hadi açıkla artık şu gerçekleri. dedeme kaçmışsın sen.' dedik, suratında aynı muzip ifadeyle, yine inkar etti. 'niye kaçacakmışım? hiç de kaçmadım.' dedi. iyi ki o gece anneannemin sana kaçtığını, itiraf edip sır perdesini aralamışsın dede. çünkü biz hep anneannem fazla güzel bir kadın olduğu, sense fazla sıradan bir tip olduğun için, anneannemin seninle çok da isteyerek evlenmediğini, en iyi olasılıkla öyle denk geldiği için evlendiğini düşünürdük.

    sevgili dede,
    anneannem, bu gece seni çok sevdiğini bahsetti: 'onun gibi sözünün arkasında duran adam mı vardı. bir şeyi bir kere söylerdim, ikinciye gerek kalmazdı. ben onun huyunu sevdim.' dedi ağlayarak. şanslı adamdın dede. fakir ve yakışıklı sayılamayacak bir memuru, yalnız huyuna bakarak sevme kararı alabilen güzel bir kadınla geçirdin ömrünü. bu her kula nasip kısmet olmaz bilesin.

    sevgili dede,
    gözün açık ölmüşsün. anneannem 'beni görmek için açmıştır gözlerini. ben geleyim diye beklemiştir.' dedi yine bir ağlama nöbeti esnasında. doğru mu bu dede? anneannemi mi görmek istemiştin? göremeyince korktun mu dede? üzüldün mü? anneannemin sonuna kadar yanında olmadığını sanıp da içerledin mi? yok dede. allah belamı versin ki her allahın günü, ayaklarını sürüye sürüye düşe kalka geldi yanına. yalnız bu gün gelmemişti. bacakları davul gibi şişmişti biliyor musun? kızıyorduk her gün hastaneye gidiyor diye. o da 75 yaşında be dede. üstelik onu seni sevdiğimizden bir kaç tık fazla severiz; bilirsin.

    sevgili dede,
    ayrımcı bir yapın vardı, doğruya doğru. öldün diye badem gözlü ilan edecek değilim seni. başıörtülüleri, doğuluları, kırsal kesim insanlarını sevmezdin. işin kötü tarafı, son yıllarda -bazı şeyleri algılamakta güçlük çektiğin için olsa gerek- haberlerdeki cenazelerde, başlarını mecburiyetten örtmüş, kent soylu, ve batılı kadınları da yobazlıkla suçlardın. yarın cenazende mahalle baskısından ötürü, maalesef başıma bir şey örtmek durumunda kalacağım. umarım bana küsmezsin böyle yaptığım için. bana kalsa hayatta örtmem biliyorsun; ama bana kalmıyor bu işler.

    sevgili dede,
    keşke birkaç ayımız daha olsaydı da seni sevgi manyağı yapsaydım. keşke...

    sevgili dede,
    bu gün teyzemle odanı karıştırdık biraz. biriktirdiğin gazete küpürleri içimi dağladı. hep sayfiye yerlerindeki yazlık evlerin reklamları. ah dede ah. öyle kızıyorum teyzemlere bir bilsen. Şarköy'deki evde nasıl mutluydun. bahçende oturmuş, o şarkıyı dinliyordun. mutluydun yani, basbaya bildiğin mutluydun. mutluluğu tanımla, deseler, belki o saniyeyi, o kısacık zaman diliminde yüzünde peydah olan ifadeyi anlatırım. oysa söz konusu anda için için küçümsemiştim şarkıyı da seni de. itirafım olsun, o şarkı, çok güzel bir şarkıydı fakat yapılıyor bir takım gerizekalılıklar ergenlikte.

    https://www.youtube.com/watch?v=m-QI5jGBGaI

    8
... tümü ...

bizi takip edin

kırmızı elma sözlük © 2010 - 2015

kırmızı elma sözlük, içeriği dünyanın değişik noktalarında bulunan yazarlarca oluşturulan bağımsız bir platformdur. kırmızı elma sözlük içeriği herhangi bir ön denetimden geçmeksizin yayımlanmakta ve doğruluğu garanti edilememektedir. bu web sitesinde yaratabileceği hukuki sakıncalar başta olmak üzere olumsuz bir durumla karşılaştığınızı düşünüyorsanız lütfen iletişim bölümünden kırmızı elma sözlük ekibi ile irtibata geçiniz. kırmızı elma sözlük dahilindeki her türlü içerik creative commons by-nc-nd koşulları altında lisanslanmıştır. içerik, kaynağı belirtilmek ve üzerinde değişiklik yapmamak koşuluyla ticari olmayan amaçlarla kullanılabilir.
LGBT Pride


webölye web design & web programming
powered by webölye

bir takım şeyler: iletisim / şikayet / reklam - s.s.s. - istatistikler - facebook - twitter - tumblr

redtubevidio bokepsexfilme