düşün ki o bunu okuyor

  • anne,
    senden neden nefret ettiğimi kendime sorduğumda hep seni sevmemin nedeniyle aynı oluyor cevap. bir yerlerde içimdeki birçok şeyin katili olsan da içimdeki pek çok şeyin de ebesi oldun.
    bugün ne varsa bana dair kötü veya iyi her şey temelde senin eserin.
    ve seni seviyorum. o denli sevemiyorum ama o denli seviyorum.
    bu yazıyı asla okuyamayacaksın ve sana hislerimi asla açamayacağım. sana sarılmayı çok isterdim. bunu gerçekten isterdim. sen de isterdin, ama şimdi kaybolan ve yitip giden çok şey var anne.
    sarılmak çözemiyor.

  • arda'm,
    seni kucağıma aldığım an işte o an iki ömür kazandım. biri sadece o saniyeydi diğeriyse hayatımın geçen ve geçecek diğer saniyeleri. annen baya yaramaz bir kadın oğlum. gelecekte ailen ve toplum arasında büyük farklılıklar olduğunu görecek ve şoka uğrayacaksın belki. belki bu seni çok kötü biri yapacak. belki benden nefret edeceksin. bana neden diğer anneler gibi olmadığımı soracaksın. o gün sana içim yansa da şu cevabı vereceğim. "çünkü oğlum herkes kendi hayatını yaşar."

    aile dediğin şey seni bir süre bu boktan dünyadan koruyup sonra kabuksuz bir deniz canlısını asitin içine atar gibi atan şey. biz öyle olmayacağız. seni bu asitle beraber büyüteceğim. bir asker yengeç kadar dik yürüyeceksin kıyıya.

    seni seviyorum. seni henüz tanımıyorum ama seni seviyorum. seni henüz yapımına başlamadığım pasta gibi seviyorum. seni seviyorum oğlum. hayatımın sürprizi.

  • "kadınlardan hoşlanmak lezbiyenlikse ben de lezbiyenim" diyen erkekler, esprili ve tatlı değil bariz gerizekalı ve mal gözüküyorsunuz.

  • seni aldattığım için özür dilerim sen bunları hak etmiyosun biliyorum ama ne senden vazgeçebiliyorum ne de renkli seks hayatımdan:(

  • baba,
    siktin attın hayatımı, benim de annemin de. hiç mi düşünmüyorsun neydik ne olduk diye. senki fifi kızını kaybettin, senki bana artık yabancı gibi bakıyorsun , hazırlıklı ol bundan sonra bende seni hüç sevmiyorum. ama bildiğin hiç şakadan değil.

    anne,
    yanlızlıktan bana sardın, kendi sorunlarınla beynimi ve hayatımı bir kerede sen siktin. ama sana kızgın değilim, hiçbiri senin suçun değil ve benden başka kimsen yok. işte yine de hayatımı sana indeksliyip yaşamaktan bıktım, çok sıkıldım aynı şeyleri konuşmaktan, beni biraz sal artık yordun beni. büyüdüm anne sayende kızın yaşında değil, senin yaşında hissediyorum kendimi. bunları duymak seni çok üzer biliyorum özür dilerim.

    ve sen,
    hırsım ile sevgim öyle bir karışmış ki birbirine sana ne söyleyeceğimi bilmiyorum. tarihler geliyor aklım karmakarışık. temelli döneceksin diye duydum. dönme Allah aşkına dönme ! beni öldürme. hep beraber gittiğimiz bir cafe var ya oraya gittim hani hep beklerdim seni sen gelene kadar yemez içmezdim garsonlar tanırdı beni işte oraya. bir saat gelmediler yanıma nasılsa kızarım hala öğrenemedin diye. ama baktılar uzun uzun gelmekle gelmemek arasında kaldırlar. en sonunda cesaret aldı birisi geldi, hoşgeldiniz arkadaşınızı bekleyelim mi yoksa size menü getireyim mi dedi. hiç ses çıkaramadım gözümden bir damla yaş süzüldü.karnım aç menü getir dedim. iyi misiniz dedi. arkadaşım gelmeyecek o öldü dedim. yalan söyledim. ayrıldığımızı bilmesinler onlar bizi çok severdi dedim yalan söyledim. senden sonra çok değiştim. parfümümü değiştirdim.ve artık hiç gelmiyorum oralara. olaki seni bırak babanı anneni görsem bi terbiyesizlik yapar ağzımdan bişe kaçırırım diye. son görüşmemizden bu yana açlık grevinde gibiyim, 6 kilo verdim. senide çok özledim.

  • sevgili anne

    sana ilk kez burada “anne” diyorum. içim ısınıyor. neden yüzüne karşı kullanmadım bu sözcüğü? içim soğuyor. yarın sabah ameliyata girerken muhtemelen ben sana yetişmek için koşuyor olacağım. biliyorum, iyi olacaksın. bana da iyi olacağını söyledin. buna inanmak istiyorum ama gözlerinde gördüğüm kini, sözcüklerinden akan zehri yutunca inanmakta zorlanıyorum. biliyorum, çok kızgınsın. affetmiyorsun. oysa yarın önemli bir gün ve senin olası bütün kızgınlıklarından arınmış olmalısın. sana ilk kez burada “anne” diyorum. içim çalkalanıyor.

    sevgili anne

    sakın korkma! kadınlığın en muhteşem gösterisi olan iki memeyi kaybediyorum diye, sakın korkma! yanında olacağım. varlığımın sahip olduğu iki mememden soyutlanarak bütün memesizliğimle yanında olacağım, söz veriyorum.

    sevgili anne

    kızaran elma yanaklarına seslenerek “anne” demenin nasıl bir his olduğunu öğrenmedim diye kızma bana. sırtını keselediğim sabahını hatırlıyor musun? kese elimden düşüverince “anee” sözcüğünün ağzımdan fırlayınca bana nasıl şaşkın şaşkın baktığını hatırlıyor musun? ilk ve son olmuştu. ilk ve son olan şaşkın bakışlarında asılı almıştı. Kızma bana, olur mu? artık sen benim çocuğumsun. elma yanaklı çocuğum. memesiz çocuğum.

    sevgili anne

    sütten kesilinceye kadar emzirdiğin memelerin alınıyor diye sakın üzülme! yerine ben yas tutuyorum. bağcının üzümlerim hasar gördü diye dövündüğü gibi ben içimde dövünüyorum. seni emdiğim anları hatırlamayı, tattığım sütün nasıl olduğunu ölesiye hatırlamak isterdim. Seninle tek temasımız olduğumuz bu bilinçsiz anların kaybını kim ödeyecek? senin bir bedenin giderken benim çocukluğum, diğer yarım gidiyor. Sakın üzülme, kadınları kıskandıracak, göz çatlatacak harika silikon memeler alacağım, söz veriyorum. ama üzülmek yok.

    sevgili anne

    sabah güzel olacak. sabah ağrısız, acısız ve alacağım yeni memelerinle kocanın koynunda uyanacaksın. sabah beraber kahvaltı edip sana kadınlardan bahsedeceğim. anlamamazlığa vuracaksın. sen de bana söz ver. girdiğin kapıdan sağ salim çıkıp geleceksin. memesizliğini beraber aşıp bu lanet hastalığı kılıçtan geçireceğiz. sabah güzel olacak anne. sakın bana mahsus edip o kapıdan çıkmamazlık etme! söz ver mahsus yapmayacağına? söz ver!

  • bana "senden artık sadece nefret ediyorum." dedin ya o andan beri zaman akmıyor benim için. bunu bana diyeli elli dakika oldu ama benim saatim ilerlemiyor. bugüne kadar çok canımı yaktın ama böylesine yarayı açıp ardından büyük bir serinkanlılıkla kanırttığın hiç olmamıştı.
    korkuyorum saatimin hep 03.17 ' de kalmasından.

    9
  • Allah seni geride bıraktığın kırık kalplerle sınasın, sen çok alçak bir adamsın.

    9
  • Birlikte geçirdiğimiz 4 ay içinde çok güzel anlarımız da oldu, senden nefret ettiğim anlar da. O zaman sorsan keşke hiç bitmese derdim ama iyi ki bitmiş. Keşke bizi daha iyi bir sona layık görseydin. Senden sonra çok güzel insanlarla tanıştım, çok sevdim, çok sevildim. Bana attığın kazıktan sonra asla aynı insan olamadım. Derdimden o kadar aptalca şeyler yaptım ki. Herkese, her şeye inancımı kaybettim senden sonra. Beni sen büyüttün biliyor musun?

    Sayfalarca seni yazdım. Herkese seni anlattım. Şimdi bakıyorum da neredeyse bir yıl olacak. Sana söyleyecek hiçbir şeyim kalmamış artık. Sen benden vazgeçtikten sonra benim seni tüketmem aylarımı almış ama bitirmişim sonunda seni. Artık seni başkalarında aramıyorum.

    Bana güçlü diyorlar biliyor musun? En savunmasız anlarımı hatırla. inanır mısın, senin sayende artık saklayabiliyorum hislerimi.

    En çok seni sevmiştim, en büyük hayallerime seni katmıştım. Ama sonunda bitmiş. Her şey için teşekkürler, sen canımı bu kadar acıtmasan bugün olduğum insan olamazdım.

    8
  • sevgili dede,
    bu gün itibarıyla sen bir ölüsün ve ben pek bir şey hissetmiyorum sanki. bir sana kızıyorum, neden torunları için çıldıran, tatlişko, sevimli, spesifik anılar biriktirilebilecek bir dede olamadın diye; bir kendime kızıyorum, bir dede kaybedince içi gerçekten de dağlanan bir torun olamadım diye.

    sevgili dede,
    sen öldün ve birkaç saat sonra sofralar kuruldu. kıtlıktan çıkılmışçasına yenildi içildi. kızmadım onlara. kızmadım ama komik geldi. 'acıkan eden olur. insanlar açlıktan ölsünler mi?' denildi, mevzuya ilişkin fikirlerimi ortaya koyunca. elbette yiyip içsinler dede. kimseler ölmesin açlıktan. ama bir ölü evinde uzun uzadıya sofralar kurarak yemek yemek de ne oluyor? acıkan niye mutfağa girip, işini sessiz sedasız halledemiyor?

    sevgili dede,
    beni saymazsak herkesler çok ağladı. mesela teyzem, mehtap yengeler gelince bir ağladı, bir ağladı ki sorma. sonra annem, bir kere içinden koparak ağlamışsa, üç kere de ağlamak için ideal bir an diye ağladı. fakat ecem... ecem mahvoldu dede. ayakkabılarını kapının önünde görünce attığı çığlığı duysan, için parçalanırdı. alacağın olsun dede, üzdün benim kardeşimi. öyle de kötücül, hissiz ve dayanıklı durur ki. koy ikimizi yan yana, de ki 'bunlardan birisi çok duygusuz.' benim minicik burnuma kanıp, hemencecik Ecem'i gösteriverirler. oysa ben ayakkabılarının yanında tam 25 dakika oturdum ve, oturdum ve hiçbir şey hissedemedim ben dede. sen de Ecem'i çok severdin değil mi? neredeyse hepsi, beni gizli gizli ilk çocuğum diye, çok zavallıyım diye (obezite, lezbiyenlik, işsiz güçsüzlük, delilik) bir tık daha fazla severken, sen Ecem'i severdin. insan sevgi denen şeyi hissediyor işte dede. belki tanımlayamıyor, belki adını koyamıyor ama gerçekten de hissediyor.

    sevgili dede,
    bir fotoğrafımız var seninle. ben bebeğim ve sen yine dedesin. onu facete profil fotoğrafı yaptım. yaparken, 'ne yapmacık davranış tanrım.' diye geçirdim içimden. ama yapmacık değildi dede. birbirimiz için önemli olduğumuz bir anmış belli ki. 'nereden belli?' diye soracak olursan, bilmiyorum ama çok belli.

    sevgili dede,
    birkaç saat evvel annemle birlikte eve dönerken, metrobüs durağında iki siklinin sözlü tacizine uğradık. annem çok korktu.

    sevgili dede,
    kardeşini aramışlar, gelecekmiş. yeğenlerini de aradılar ama ulaşamadılar.

    sevgili dede,
    iyi ki yılbaşı gecesi anneannemle birlikte gitmedin. gitmedin de bize böyle güzel, seni özel kılabilecek bir anı bıraktın. 'bir gördüm sevdim, 60 sene geçti hala seviyorum.' dedin ya hani anneannem için, 'bu gün bile yüzüne bakmaya kıyamıyorum.' ecem de bana demişti ki ardından, 'abla dedem bir gün ölürse (sanki bir gün ölmemen gibi bir ihtimal varmış gibi :)) hep bu geceyi hatırlarız değil mi?' 'evet.' demiştim, 'hep bu gece söylediklerini hatırlarız.' gerçekten de öyle oldu. şimdi, 'dede' denildiğinde aklıma, bir o gece söylediklerin geliyor, bir de hiç CHP'den başkasına nasip kısmet olmamış oyların.

    sevgili dede,
    bu gece anneanneme 'hadi açıkla artık şu gerçekleri. dedeme kaçmışsın sen.' dedik, suratında aynı muzip ifadeyle, yine inkar etti. 'niye kaçacakmışım? hiç de kaçmadım.' dedi. iyi ki o gece anneannemin sana kaçtığını, itiraf edip sır perdesini aralamışsın dede. çünkü biz hep anneannem fazla güzel bir kadın olduğu, sense fazla sıradan bir tip olduğun için, anneannemin seninle çok da isteyerek evlenmediğini, en iyi olasılıkla öyle denk geldiği için evlendiğini düşünürdük.

    sevgili dede,
    anneannem, bu gece seni çok sevdiğini bahsetti: 'onun gibi sözünün arkasında duran adam mı vardı. bir şeyi bir kere söylerdim, ikinciye gerek kalmazdı. ben onun huyunu sevdim.' dedi ağlayarak. şanslı adamdın dede. fakir ve yakışıklı sayılamayacak bir memuru, yalnız huyuna bakarak sevme kararı alabilen güzel bir kadınla geçirdin ömrünü. bu her kula nasip kısmet olmaz bilesin.

    sevgili dede,
    gözün açık ölmüşsün. anneannem 'beni görmek için açmıştır gözlerini. ben geleyim diye beklemiştir.' dedi yine bir ağlama nöbeti esnasında. doğru mu bu dede? anneannemi mi görmek istemiştin? göremeyince korktun mu dede? üzüldün mü? anneannemin sonuna kadar yanında olmadığını sanıp da içerledin mi? yok dede. allah belamı versin ki her allahın günü, ayaklarını sürüye sürüye düşe kalka geldi yanına. yalnız bu gün gelmemişti. bacakları davul gibi şişmişti biliyor musun? kızıyorduk her gün hastaneye gidiyor diye. o da 75 yaşında be dede. üstelik onu seni sevdiğimizden bir kaç tık fazla severiz; bilirsin.

    sevgili dede,
    ayrımcı bir yapın vardı, doğruya doğru. öldün diye badem gözlü ilan edecek değilim seni. başıörtülüleri, doğuluları, kırsal kesim insanlarını sevmezdin. işin kötü tarafı, son yıllarda -bazı şeyleri algılamakta güçlük çektiğin için olsa gerek- haberlerdeki cenazelerde, başlarını mecburiyetten örtmüş, kent soylu, ve batılı kadınları da yobazlıkla suçlardın. yarın cenazende mahalle baskısından ötürü, maalesef başıma bir şey örtmek durumunda kalacağım. umarım bana küsmezsin böyle yaptığım için. bana kalsa hayatta örtmem biliyorsun; ama bana kalmıyor bu işler.

    sevgili dede,
    keşke birkaç ayımız daha olsaydı da seni sevgi manyağı yapsaydım. keşke...

    sevgili dede,
    bu gün teyzemle odanı karıştırdık biraz. biriktirdiğin gazete küpürleri içimi dağladı. hep sayfiye yerlerindeki yazlık evlerin reklamları. ah dede ah. öyle kızıyorum teyzemlere bir bilsen. Şarköy'deki evde nasıl mutluydun. bahçende oturmuş, o şarkıyı dinliyordun. mutluydun yani, basbaya bildiğin mutluydun. mutluluğu tanımla, deseler, belki o saniyeyi, o kısacık zaman diliminde yüzünde peydah olan ifadeyi anlatırım. oysa söz konusu anda için için küçümsemiştim şarkıyı da seni de. itirafım olsun, o şarkı, çok güzel bir şarkıydı fakat yapılıyor bir takım gerizekalılıklar ergenlikte.

    https://www.youtube.com/watch?v=m-QI5jGBGaI

    8
  • sevgilim,
    benden dokuz bin kilometre uzaktasın. tam kırk beş gündür senin güneşin altı saat önce doğuyor benim güneşimden. yalnız uyumaya hala alışamadım. saçlarımı okşa istediğim gecelerde el yazını öptüm, tişörtünü kokladım. seni çok özlüyorum. azalmıyor. tüm huysuzluklarım bundan. başımı göğsüme yaslayıp ağlamak istiyorum günlerce, ama artık gözümden yaş da gelmiyor.

    çiçeğin başka bir gezegende seni bekliyor.

    8
  • Iyi bir insan değilim belki. Hatta iyi bir insan değilim. Ama bu ilişki için kendimi veriyorum bunu görmeni istiyorum. Bu ilişki için de iyi bir insan değildim, seni üzen kahrolası bir kadındım ama hepsini telafi ettim. Karşılıklı kırdık birbirimizi yok yere, değmeyen insanlar için. Seni ve ilişkimizi üzen her şey için yeterince acı çektim. Hayatının kadını diye bahsettiğin kadın olmak için çabaladım. Bana sarıldığın bir gece için nelerimi vermezdim şu an ah bilsen.

    Yalvarırım aldatma beni bu gece. Yalvarırım aldatma.

    Tabii ki bedenin sana ait, benim malım değil. Başka bir kadınla yatsan sana kızmam. Ne haddime sana kızmak. Ama bunu yaparsan ne hissedebileceğimi bilen tek kadın sensin. Bir başkasını tekrar öpersin korkusuyla yaşamak çok kötü. Sana asla sesimi yükseltmem ne zaman yükselttim? Sevdiğim kadına nasıl kızabilirim ben? Sen benim sevgilimsin.

    Benimle her şeyini paylaşamadıktan sonra, aklından geçen her şeyi söyleyemedikten hatta benden korktuktan sonra ben ne diye nefes alıyorum burada aşkım?

    Sana olan hislerimi anlatamam. Umarım anlarsın. Uykum vardı artık yok. Seni düşünmek tüm saatleri alabilir inan bana. O kadının evinde olman umurumda değil benim sevgilim sensin. Benim sonsuz bir güvenim var sana. Ama yalvarırım aşkım. Yalvarırım beni aldatma. Ben kahroluyorum. Ben ölüyorum. Bunun ne kadar aşağılık bir his olduğunu sana anlatabilsem ah. Avuç içlerini tutup kalbime koyabilsem.

    Parmak uçlarını tek tek öpmek istemiyor muyum sanıyorsun? Gözlerine bakarken günler geçebilir. On saniye yüzüne bakınca gözümün dolduğu bir sen varsın. Benim kimsem yok senin dışında. Bir sen varsın. Ah aşkım, gözlerinde ağaçların orman olduğu kadınım. Seni çok özlüyorum bazen.

    Biliyorum yapmayacaksın. Çünkü ben alışveriş yaparken telefonda sana "Bir gün seninle çıkarız." dediğimde ağlayan bir kadınsın sen. Çünkü beni kaybetmemek için benden bir şeyler gizleyen bir kadınsın.

    Yapma aşkım. Aklından geçen her şeyi söyle bana çünkü bilmek istiyorum. Nerede ve kiminle olduğum önemli değil. Buradan çıkınca sana koşmak istiyorum. Buradan çıkınca sadece senin için var olmak istiyorum. Saçlarında kaybolmak istiyorum. Benim için ne demek olduğunu bilmiyorsun. Belki bir gün, izin verirsen gosterme imkanım olur. Çünkü ben sadece seni affettim bu hayatta. Kendimi affetmedim asla ama seni affettim. Aşkım. Seni ve sadece seni sevmek istiyorum. Senin ve sadece senin olmak istiyorum. Bir kuzu yeni doğmuş da seket gibi etrafında dolaşmak istiyorum. Yapmayacaksın biliyorum. Beni seviyorsun.

    Bir şey diyeyim mi? Belki bunu bilmeyeceksin uzun bir süre için ama senin beni daha çok sevdiğini düşünüyorum. Sevgi kıyaslanamaz elbette ama bilmiyorum sadece bir his. Sırf bu his yüzünden seni yeterince sevemeyecekmişim gibi hissediyorum. Belki bunu da bilmiyorsun ama ben seninle yaşıyorum.

    8
  • Tanrı; söğüt ağacından yapılmış ruh bezini aldı ve gelişi güzel yırtıp bir yarısını senin, diğer yarısını da benim bedenime iliştirdi. Bu yüzden benziyor sevgimiz, nefretimiz, tatlılığımız ve nekesliğimiz.

    7
  • sana aşığım. fakat bu senden ayrılmamı engellemeyecek. bana tüm onları söylemeyecektin. benim ağlamalarım senden ayrılacağım için değil, beni aşağılamaların yüzündenmiş anladım. yazık oldu aşkım.

    7
  • Bazen hadi itiraf edeyim çoğu Zaman aklıma geliyor yaptığın şey ve hala üzülüyorum. Artık ağlamıyorum ama Nasıl olduğunu anlayamasam bile bu senin tercihin deyip Bi şekilde kabullenmeye çalışıyorum çok uzun zamandır. Sadece istediğim bir şey var; kırdığın kadar kırıl, ağlattığın kadar ağla, yaktığın kadar yan. Başka türlü ne içim soğuyacak ne de karmaya inancım kalacak.

    7
  • Nasil guzeldik be.ne salaksin

    7
  • sana bağırmak yerine dağa taşa bağırmak istiyorum senin buzdan duvarların yüzünden bu haldeyiz diye. çünkü dağ taş bile anlar, sen anlamazsın. canımı o kadar yaktın ki, umarım kimse senin canını bu kadar yakmaz. dayanamazsın çünkü.

    6
  • hırsız, katil, katliamcı...

    edit: oğluşu burdaymış galiba, basmış eksiyi... hırsız sevici, katil sevici, katliamcı sevici her yerde olduğu için zaten bu kadar rahat can alıyor bu yaratıklar!

  • her şey tamam da, en geç 2 aya kadar yerime başka birini koyacak olacağın gerçeğini kabullenemiyorum ya. düşünsene başkasını seveceksin, başkasına iltifat edeceksin, başkasına canııımm diyeceksin, başkasıyla duşa girip başkasıyla yatacaksın. hepsini geçtim başkasına çocuk taklidi yapacaksın.

    Belə vəziyyətin içinə soxum

    6
  • Gözlerim bozuk... hem bozuk hem de şehla, kepçe kulaklıyım ve ayaklarım da erkek ayağı gibi. Ayrıca çok sinir bozucu biriyim. Yine de beni seviyor musun lon?

    5
  • düşün ki o bunu okuyor

    Okuduğunuzu biliyorum. Kendimi onarmaktan vazgeçip bir tepeden aşağı bıraktım, uğraşasım yok artık diye. parçalanırım diye süzülürken, bir sürü el tarafından tutuldum. Tutan her el, kendi şifasını sundu. iyi ki varsınız. içim acıyor hâlâ ama, öğrenmek buymuş. Gösteri devam etsin de, eşlik edeyim. Biz olmanın güzelliği. Evde ne pişiyorsa onu yiyorum ama hâlâ böyle görüyorum. Neyin nedeni, neyin sonucu, neyin amacı bu?

    5
  • birhan keskin'den gelsin.

    omurgamı aldın benim.
    omurgamı aldın benim.
    omurgamı aldın.
    omurgamı.

    niye?

    5
  • eski sevgilim, hafifmeşrep oluşum, ruh sağlığımın standart dışı olması, herkesin aramızdaki şeye müdahale etmesi... neler neler buldun. her biri için nasıl tek tek nasıl köpekler gibi üzüldüm. nasıl sen önüme sıraladıkça bahaneleri ben oturduğum yerde eridim, bittim, öldüm. nasıl kesip atmak istedim, 'olmamış,' dediğin her bir zerremi.

    nasıl bu kadar vicdansız olabiliyorsunuz birazcık anlatsana? nasıl, beni sevmediğini söyle, yaşantıma devam edeyim, diyen bir kadına, 'sevmiyorum,' demeyip, sırf kendinizi iyi, özel, güzel ve mutlu hissetmeye devam edebilmek için onun ömrünün başını yemeyi göze alabiliyorsunuz? büyürken ne yedirip ne içiriyor size ananız babanız? nasıl kendinizden başka bir boku düşünmeden, koca bir ömrü geçirmeyi başarabiliyorsunuz?

    ben bunu haketmiş miydim? elini vicdanına koy da söyle, ben bunu hak etmiş miydim? ben nasıl güveneceğim artık insanlara? nasıl yapacağım? ben sana allaha inanmadığım kadar çok inandım sen biliyor musun? seni sevmiyorum, desen ne söyleyecektim ? peki tamam, deyip arkadaş olacaktım. üzülecektim, ağzıma sıçılacaktı ama şu an hissettiğim şu şey yanıma bile yanaşamayacaktı. hiç gerçek değilmişsin. hiç. sana baktığım zaman gördüğüm şeyin milyarda biri bile değilmişsin. hadi ben sevdim diye fazla fazla görmüş olayım. olduğunu iddia ettiğin şeylerin de trilyonda biri değilmişsin. kınadığın ve kötü bulduğun herkes ve her şeymişsin. yokmuşsun evet. bildiğin eni konu yokmuşsun.

    yazıklar olsun yazıklar olsun yazıklar olsun. sana değil, sana bakıp da canı ne istiyorsa onu gören bana yazıklar olsun.

    senin mi? senin canın sağ olsun...

    elini gördüm boş kağıt, oyun bitti.

    bitti.

    5
  • Gün gelecek, elime düşeceksin. sana söz veriyorum, taşaklarını ceviz kıracağıyla ezeceğim

    5

bizi takip edin

kırmızı elma sözlük © 2010 - 2015

kırmızı elma sözlük, içeriği dünyanın değişik noktalarında bulunan yazarlarca oluşturulan bağımsız bir platformdur. kırmızı elma sözlük içeriği herhangi bir ön denetimden geçmeksizin yayımlanmakta ve doğruluğu garanti edilememektedir. bu web sitesinde yaratabileceği hukuki sakıncalar başta olmak üzere olumsuz bir durumla karşılaştığınızı düşünüyorsanız lütfen iletişim bölümünden kırmızı elma sözlük ekibi ile irtibata geçiniz. kırmızı elma sözlük dahilindeki her türlü içerik creative commons by-nc-nd koşulları altında lisanslanmıştır. içerik, kaynağı belirtilmek ve üzerinde değişiklik yapmamak koşuluyla ticari olmayan amaçlarla kullanılabilir.
LGBT Pride


webölye web design & web programming
powered by webölye

bir takım şeyler: iletisim / şikayet / reklam - s.s.s. - istatistikler - facebook - twitter - tumblr

redtubevidio bokepsexfilme